Perşembe, 22 Ağustos 2019
Şahin AKÇAP

YARALIYIZ


“Dünya dönüyor.” Diyenlere:

“Dönüyorsa biz neden aynı yerdeyiz?” Sorusunu sormaya sanırım hakkımız var.

Bir dostumla söyleşirken, sorunlu çocuklara getirdik sözü.

“Parçalanmış aile sayısı giderek artıyor. Aile kurumumuz paramparça.” Sözüne bir süre suskun kaldıktan sora yanıt verdim:

—Evet paramparça. İki derede bir arada kalan çocuklarda sersefil durumda… Dedim.

Çocuk yaşta suç işleme oranı hızla artıyor…

Okul rehberlik birimleri artan okul nüfuslarının beraberinde getirdiği sorunlu öğrencilerin dertleriyle boğuşmakta yetersiz kalıyor.

Kadından Sorumlu Bakanlığın uzmanları okul bazında yapacakları araştırmalarda; suç işleyen çocuk ve gençlerin yüzde sekseninin anası ve babası ayrılmayı seçen, ortada kalan çocukların ve gençlerin oluşturduğunu görecektir.

Babaanne var, dede, dayı, teyze var kıvırtmaları maalesef anne ve babanın yerini tutmuyor.

Çocuklar ve gençler; tıpkı bir fotoğraf makinesine benzeyen beyinleriyle, yürekleriyle yaşanmışlıkları kayıt ediyorlar. Ve iz düşüm; acıdır ki; okulda, sokakta, haber olan olaylarda ağıtsı yaşamın resmine dönüşüyor.

Milli Eğitimi yönetenler, ivedilikle Aile Dersini koymalılar müfredata. Bu dersin içinde; ergenlik, cinsellik, birlikte yaşama sorumluluğu olmalı. Gençler evlilik kurumu için karar verme aşamasına geldiklerinde bu dersten öğrenecekleri bilgilerden yararlanmalı. Körü körüne cinsellik ya da olumsuz ana ve baba örneğinden kaçışın sığınağı olarak görmemeliler evliliği.

Bugün çevremizde:

“Ayrıldım da kurtuldum.” Diyen; ancak ayrılırken, geride yaralı çocuklar bırakan sayısız anne ve baba var.

Ya da:

“Çocuklarımın hatırına bu hayatı çekmeliyiz.” Cefasına katlanan ve bütün hayatını bilinçsizlikten, hesapsızlıktan kahırda geçiren yüzlerce insan…

Oysa hükümetinde bir Kadın ve Aileden Sorumlu Bakan olan bir ülkede bu acılar azaltılabilir, sonlandırılabilir. Bunun çözüm yolu da bilimsel değerlerdeki eğitim olmalıdır. Eğitimin yoğurduğu insanların hatası, eğitimsiz olan insanların hataları kadar büyük, onarılmaz olmaz

Her bebeği kucağına alı severken, ya da nikâh tanıklığı yaparken:

“Üç Çocuk!” Demek bu koşullarda acılı ve kanayan yüreklerin olduğu sayıyı artırmaktan öteye geçmez.

Ülkemizde aile kavramı hızla erozyona uğruyor. Hayatı henüz tanımayan gencecik insanlar, gözü kapalı evlilik kararı alıyor ve sonuç olarak ortaya dökülenler de tarumar olmuş acılı çocuklar oluyor.

Her kanalın bir çöp çatan (pardon) “evlendirme” programı varken, ne yazık ki bir tanecik bile olsa evlilik ve aile kurumunu bilimsel olarak ele alan, genç insanlara rehberlik yapacak programın olmayışı düşündürücü değil midir?

Ve Türkiye denen coğrafyanın dramatik sahnesinde biçare, yalnızız…

Yaralıyız…

Hayatın daha ilk basamaklarından itibaren yaralıyız.

Çocuklarımız, gençlerimiz; sağdıç, yenge yordamıyla öğrenirken tabular altına aldığımız hayatın gizemlerini; ışık tutulmayınca karanlıklara ve sorular yanıtsız kalmaya devam ettikçe;

şüphesiz ki, yaralarımız kanamaya, acımaya devam edecektir…

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-08-20

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-08-16

E-bülten Gurubu

bize katılın ...