Salı, 19 Kasım 2019
Şahin AKÇAP

BELDEN AŞAĞI SİYASET


Anayasa paketi oylamalarında “Temiz politika” umudumun kıyım kıyım

doğranıldığına tanık oldum.

Siyaset bu olmamalıydı.

Hele hele milyonlarca insanımızın hayatlarını,ülkemizin geleceğini ilgilendiren oturumların yirmi dört saatlere sığdırıldığı bir sırada milletin seçtikleri birbirlerine karakucak girip,elense çekmemeliydi.

Sözlü sataşmalar…

Sille tokatlar…

Patlayan yumruklar…

* * *

Bizim kuşak gazeteciliğinde belgesiz yazı yazılmazdı.

Kanıtı olmayan,ayakları yere sağlam basmayan haberlere yer verilmezdi.

Merhum Uğur Mumcu,Çetin Emeç,Abdi İpek’in yol göstericiliğinde iftiralar içeren haber yapanlar namuslu gazeteciliğin saflarından dışlanırdı.

İnsanların onur ve namusuyla ilgili konuşurken,yazarken önce kişi kendi namus ve onurunu düşünmeliydi.

Karalamalar,soyut iddialarla hayata dizgin vurulmayacağı somut bir gerçek değil midir?

Bakınız önümüzdeki haftalar her yerde,okullarımızda “Etik Haftası” kutlanacak.Şimdiden okullara bu konuda etkin çalışmalar yapılması için yazılı emirler bile gönderildi.

Peki ama bu yaşadıklarımızın tümüne “etiktir” Demeye hakkımız var mı?

Hangi yüzle öğretmenlerimize,öğrencilerimize etik olgusu hakkında çıkıp söz söyleyebileceğiz.Buna yüzümüz var mıdır?

Hürriyet yazarlarından Fatih Çekirge’nin cumartesi yazısını okurken bunlar bir bir aklımdan jilet gibi keserek geçti.

Sayın Çekirge “Özel hayat hırsızları” demiş ve günümüzün “vebası” olarak adlandırmış özel hayatlara saldırmayı, belden aşağı siyaset yapmayı.Hangimiz Fatih Çekirge’nin bu saptamasına hayır diyebiliriz,hangimiz?

Hayat camdan yapılmış bir fanus değil elbette.İnsanlar kendilerini yaşarken camdan kulelere hapsedemez,soluk alırken panik odalarına saklanamaz.

Görünen odur ki bundan böyle insanlar er meydanlarında kozlarını paylaşamadığında isnatsız ve mesnetsiz birbirlerinin hayatlarının çetelesini tutacak ve zamanı geldiğinde:

“Sen işte busun.”diye gözüne sokacak.

Yaşanmış tarihteki insanları bile karalayan ve her şeyi görüntü ve ses aygıtlarının kayıtlarından gelecek verilere bel bağlamanın ülkemizi ne hale getireceğini düşünmek bile beyinlerimizde ve yüreklerimizde bitmeyen kaosu yaratmaz mı?

Onur ve namus seçim meydanlarında somut kanıtı olmayan iddialarla ziyan edilmeye başlandığında hiç kimse aynaya bakamaz,çocuklarına ahlak sözcüğünü telaffuz edemez olur.

O güzel düşünceler sahibi yönetmen kardeşim Nuri Bilge Ceylan ödül alırken:

“Benim yalnız ama güzel ve hüzünlü ülkem.” Demişti.

Şimdi bu söze itiraz edebilir miyiz Allah aşkına?

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...