Pazartesi, 23 Eylül 2019
Şahin AKÇAP

BEDELLİNİN BEDELİ


Bazen yazdıklarımızda kendi özgeçmişimizden örnekler vererek konuyu sağlamlaştırmaya çalışırız. Benim çok sıkça başvurduğum anlatım yöntemlerinden biridir bu.

* * *

Öğretmen gereksinimi nedeniyle askerliğini dört ay yapanlardan biriyim.

En soğuk kışların yaşandığı 1981 yılının Kasım, Aralık, Ocak Şubat aylarında; Erzincan Er Eğitim Tugayına teslim olmak için memleketimden ayrılmadan önce rahmetli babamın elini öpüp, helallik isterken, yaşlı adam sıkıntılı ve huzursuzdu:

“Bu süreli askerliğini içime sindiremiyorum oğlum. Bilesin ki ayrıcalığın vebali büyüktür.”demişti.

Munzur dağının kar yüklenip, Fırat’ın buz tuttuğu o zorlu dört ay sonunda sılasına dönenler arasında en boynu büküklerden biriydim.

Biliyordum… Babam gölgelenen suratıyla yine yaralayıcı sözler edecekti.

Öyle de oldu.

“Peygamber ocağındaki vazifen eksik oldu. Allah seni de, beni de affetsin oğlum.”Dedi.

Askerlik sonrası öğretmenlik yaptığım yerler; karlı ve buzlu Erzincan tugayından milyon kez beter yerlerdi. Ama ferman babamızdandı… Sözleri ise bir ustura gibi yurtsever damarlarımızda dolanmış, acıtmış, kanatmıştı.

Onun için nerede olursam olayım, görevim ne kadar ağır olursa olsun; iki kere çalışmak, iki kat çaba sarf etmek isterim. İsterim ki, rahmetli babamın ruhu şad olsun. Vazifen eksik oldu oğlum diyen serzenişi son bulsun. Ama bulmaz. O soğuk, buz mavisi ustura içimde kanatarak, acıtarak döner durur.

Biliyordum ki babamın demeye getirdiği kul hakkıydı. Kısa dönem, dört aylık askerlik görevimle; yirmi ay, on sekiz ay askerlik yapan kardeşlerimin hakkını yemiştim.

* * *

Bu ülkede askerlik görevinden düzme raporlarla kaçanların sayısı kim bilir ne kadardır.

Gerçekten sağlık sorunu olan ve vatan görevini yapmaya bedeni ve ruhu müsait olmayana sözümüz asla yoktur. Dileğimiz her daim Allah onlara sağlık versin, şifa versindir.

Ancak yalanla ve dolanla rapor alanlar, çürüğe çıkıp asker ocağından kaçanlar affedilmez hatanın sahipleridir. Veballeri ağırdır.

Bir de şimdi bir kırık plak gibi dönen bedelli askerlik var.

Parayı bastırıp kısa süreli askerlik yapmak isteyenler hayli fazlaymış.

Oysa vatan görevinin bedeli para olmamalı.

“Şu kadar milyon para ülke ekonomisine kazandırılmalı.” düşüncesi vatanseverlik duygularını yok eder.

Eğer askeri nüfus yeterli sayısallığın üzerindeyse, bu sayı aşağıya çekilebilir. Sayı aşağı-

ya çekildiği zaman da; askerlik süresi doğal olarak düşer, azalır.

Akıl ve mantık bunu emreder. Ahmet ve Mehmet’i parasına göre ayırmaz.

Süreç aynı olmalıdır. Milyonları olana da, yoksul olana da.

Unutmamalıyız ki; vatan görevinin bedeli candır, ömürden ayrılan paydır.

Bunu satın alacak hiçbir maddi güç de yoktur.

Ve olmamalıdır da…

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorumlar

  • UŞAK,KIRKA KOYU. yorumu:

    27 Nisan 2010 Salı 22:40

    kul hakkı
    Merhaba,şahın hocam öz duygusallıgınızla belkı,de konuşma şivyenizle,özünüzle hep acık yazıyorsunuz,eh bırde ögretmenlik,gıbı ender fırında,pişmiş,veya olgunlaşmak,yani hari,hari,umarım aynı sadelikle.selamlar.

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...