Pazar, 17 Kasım 2019
Şahin AKÇAP

YUMRUK DEYİP GEÇMEYİN


Etki ve tepki sözcüklerinin en içerikli açıklaması:

“Rüzgâr ekip fırtına biçmek.”sözüdür.

Samsun adliyesi önünde duygularına yenilen ya da provoke edilen delikanlının yayından bırakılmış bir ok gibi fırlayarak Ahmet Türk’ü yumruklayarak kanlar içinde bırakması tartışmasız kınanacak vahim bir eylemdir.

Olay, kesinlikle bugüne kadar yapılan yanlışların sonucudur.

Mahkeme yerinin Samsun olarak kararlaştırılması…

Samsun halkının terörden etkilenmiş halkının duygularının göz ardı edilmesi…

Toplumun çoğunluğunun antipati duyduğu kapatılmış bir partinin genel başkanının sıradan ve sözde bir güvenlik altında bulundurulması yanlışlardan bir kaçıdır.

Van’da, Sayın Baykal’ın; sezgi ve tecrübelerine kulak vererek; otobüsten inip, yürünmesi isteminde bulunanları reddetmesi, olası bir Ahmet Türk olayının benzerinden kurtulmasını sağlamıştı.

Şiddet şiddeti tetikler…

Tarih amacı ne olursa olsun yapılan bir şiddetin mutlaka misilleme ile neticelendiğini de yazar…

Ne var ki; sağduyu ve halkın nabzını tutabilmeye becerenler, bazen misillemenin önüne geçebilirler, sevginin tohumlarını saçabilir.

Bir futbol maçında taraftarların hangi ruh halinde olduklarını görebiliyor, tehlikeyi sezebiliyorsak eğer, Samsun’da atılacak bir yumruğun, ortaya konacak daha beter bir eylemin hesabını da yapabilmeliyiz.

Samsun’da atılan yumruk; olay şayet kışkırtma değilse eğer, şimdiye kadar sürdürülen politikaların, terörle ocağına ateş düşürülen ailelerin vatandaş üzerindeki etkilerinin açığa çıkmasıdır.

Siz kalpleri ve yürekleri birer dinamite dönüştüren politikalar üretiyorsanız, toplumsal aynaya yansıyan da bir genç adamın, yaşlı bir adama saldırısının kanlı görüntüsü olacaktır.

Hiç kimse böyle bir eylemi onaylayamaz.

Yumruksa eller, dostça kenetlenemez.

Olayın ardından gelişen tepkiler ve eylemleri hepimizi kaygılandırıyor.

Diyarbakır kentinin belediye başkanı Baydemir’in konuşmalarının arasındaki öfke seçilebilecek kadar netti.

“Bu ülkede çok deli var. Delisi çok olan bir coğrafyada yaşıyoruz. Ama o delilerde Hakkâri’de, Bitlis’te de var. Ne demişler bir deli bir kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış.”

Bu sözlerin meali(açıklaması) bana göre:

“Her kes delisine sahip çıksın. Bakın bizde de deli var.”Diyor.

Bütün liderler. Düşüncesi, yolu, inancı ne olursa olsun bütün liderler Samsun’da atılan yumruğu iyi tahlil etmeliler.

Ağızlarından çıkan sözleri iyi tartmalılar.

Ekonomik sıkıntının, işsizliğin de kurduğu milyonlarca insanımızın öfkesine ayrıştırmanın nifakı da karışırsa Anadolu Kardeşliği yok olur.

Şu an dış ve iç Türkiye Cumhuriyeti düşmanlarının da amacı bu değil midir?

Aklıselim, sağduyulu, barışçı söylemleri türküye dönüştürmekten başka çaremiz yoktur.

Tek yol barış içinde bir arada yaşama utkusuna sımsıkı sarılmamızdır.

Bakınız iki Diyarbakırlı şairden iki şiir sunacağım.

Ülkemizdeki sosyal ve ekonomik politikalar iki şaire nasıl da farklı duyguların yer aldığı şiirler yazdırmış. Lütfen her iki şiiri de; başınızı iki elinizin arasına alıp,düşünerek okuyunuz.

Birinci şiir Ahmet Arif’ten:

Kalbim Dinamit Kutusu

Beni, gözlerin götürür
Gözlerin
Aşkla, acıyla...
Kuşatmışlar
Sesimi, soluğumu
Kesilmiş
Tuz-ekmek payım
Vurgunum
Ve darda,
Gözaltındayım.
Dal, kor keser
Penceremde açarsa
Kuş, vurulur
Üzerimden uçarsa.
Ve hal böyle böyle,
Yol bu yöndeyken
Gelir,
Ki her gelişinde
Daha da içten
Gelir,
Soluk soluğa
Benim olursun.
Amansız sarmasında
Kollarımın
Esrik,
Çığlık çığlığa
Erir, kar gibi vücudun...
Nicedir,
Kahpe ağzında
Bir salgın,
Bir deprem gibi künyemiz.
Nicedir,
Başımıza zindan dünyamız.
Biz ki
Yarınıyız halkın,
Umudu, yüzakıyız,
Hıncı, namusu...
Şafakları,
Taa şafakları
Hey canım,
Kalbim
Dinamit kuyusu...




Diğeri ise Cahit Sıtkı Tarancı’dan:

BİR MEMLEKET İSTERİM



Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.






Memleket isterim
Ne başta dert ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim
Ne zengin fakir ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikâyet ölümden olsun.





Bu iki şiirden sonra derim ki; bırakalım deli meli göndermelerini. Kında dursun öfkelerimiz… İyisi mi, Cahit Sıtkı Tarancı’nın, Memleket İsterim şiirini ezberleyelim. Birbirimizi incitme dürtülerimiz kıpraştığında, bu güzel şiiri bizi bölüp,parçalamak isteyenlere karşı bağıra bağıra seslendirelim.

İnanın başka hiçbir çaremiz yok!


Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...