Çarşamba, 16 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

KALDIRIN ŞU ÜNİVERSİTE SINAVINI


Sabah serindi.Geceden yağan yağmurun ürpertisi,sınava katılacak gençlerin stresiyle birleşince kasavete dönüşmüş bir Pazar günü açılıyordu ayak uçlarımıza.

Bizim kızımızda sınava katılıyordu ve en az onu kadar gergin,huzursuzduk.

İyi bir kahvaltı zor güne başlangıcın ilacıydı.

Hiç konuşulmadı ve öylesine geçiştirilen kahvaltının ardından sınav yeri okula gidildi.

Kızımızın ayakları üzerinde yükselen bedeninde fırtınalar koptuğunu görebiliyorduk.Yalnızca o değil.Onun gibi yollara düşen ve sınava koşan tüm gençlerin ruh durumu aynıydı.

On iki yıl süren eğitim ve bu yıllara destek olarak alınan dershane süreci çocukluk ve gençlik dönemini yaşayamayan çocuklarımızın dramıydı.

Yarın üniversiteler kazanılacak,yine ömre en az dört en fazla altı yıl daha yük olarak binecekti.

Sonrada üniversitelerden birindeki mezuniyet töreninde bir genç kız birincilikle bitirdiği tıp fakültesini buruk bir konuşmayla ama tokat gibi bir gerçekle yüzümüze vuracaktı:

“Tıp fakültesini bitirdik ama içimizde enjeksiyon bile yapacak yetkinliğe erişen kimse yok.”diyecekti.

Kanımız donacak ve yediğimiz bu sille bile bizi aymazlıktan kurtaramayacaktı.

Geçtiğimiz yıl Süleyman Demirel Üniversitesinin öğrencilerinin mezuniyet günü için Isparta ilimizdeydik.Büyük kızımız Sosyoloji okumuştu ve onun mutluluğunu ailece paylaşacaktık.

Isparta Atatürk Stadyumunun tribünleri tıklım tıklım ana,baba,kardeş öğrenci yakınlarıyla dolmuştu.Şeref tribününde eski cumhurbaşkanlarımızdan Süleyman Demirel de her yıl olduğu gibi mezuniyet töreninin onur konuğuydu.

Heyecan içinde stadyumun yeşil alanına sıralanmış olarak gelen öğrenciler arasında kızımız seçmeye çalışıyorduk.Koca stadyumun yeşil alanı silme öğrenciyle dolmuştu.Birden sevincimi hüzne dönüştüren bir soruyla kıvrandım:

-Bunca mezun olmuş gence iş istihdamı sağlanabilecek mi?

Küçük kızımın sınav hazırlığı sırasında hep bu üzen soruyla meşgul oldu bilincim.

YÖK Başkanının pazar günü gazetelerde yer alan demeci ise ilginçti:

“Üniversite sınavını kademeli olarak kaldırabiliriz.”

Bu söylem, CHP Genel Başkanı Sayın Baykal’ın da çokça dillendirdiği bir söylemdi.

Olması gereken de zaten bu değil mi?

Ancak eğitimimizdeki çalışmalar yetersiz.

Çocuklarımızın yeteneklerine göre alan yönlendirmeleri ilköğretim 4 ve 5.sınıftan itibaren yapılmalı.

Ezberci,şabloncu eğitimin duvarları yıkılmalı.

Devlet okullarındaki çocuklar daha iyi eğitim özel okullarda veriliyor çelişkisinden kurtarılmalı.

Okulların ve eğitimcilerin somut durumlarına uygun köklü çalışmalar yapılmalı.

Bugün öğretmen açığını sözleşmeli öğretmenle kapatmaya çalışan ve eğitim fakültelerinden mezun olanları kızakta bekleten eğitim yapısına son verilmeli.

Emeklilik süreci gelen, ancak ekonomik koşullar nedeniyle görev üstlenmeye devam eden yorgun eğitim savaşçıları öğretmenler cazip emeklilik ikramiye ve maaşıyla dinlenceye ikna edilmeli;yerlerine genç,dinamik,vizyon ve misyon bilincinde,çağın eğitim araç ve gereçlerini kullanabilen idealist öğretmenler atanmalı.

Ve her zaman yinelediğim gibi…

Milli Eğitime kesinlikle partiler üstü statü kazandırılmalı, giden A partisinin çalışmasını, gelen B partisi sürdürebilmeli.

Eğitim,yönetime gelenin ve gidenin partizanca uygulamalarının yaz boz tahtası olmaktan kesinlikle kurtarılmalı.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...