Pazar, 15 Eylül 2019
Şahin AKÇAP

BENİM AÇILIMIM


Açılım sözcüğü biliyorum sizi de gına getirdi.

Ama içimde kalmasın. Kafamdaki açılımı yazmak, anlatmak istiyorum.

* * *

Ülkemizde halk en çok neden şikâyetçi?

“İşsizlikten.”

Peki, işsizlik sorunu nasıl çözümlenir?

“Üretimi artırmakla, arz ve talep yasasına uygun işletmeler, üretim alanları oluşturarak. Eğitimi, üretimle birleştirerek”

Eğitimimiz sizce nasıl bir durumda?

“Karmaşık. ..Meslek okullarına yönelim çalışmaları ciddi biçimde devam ettirilmeli.”

Eğitimin içeriği sizce ne?

“Soyut ve üretim ilişkilerinin çok uzağında…”

Eğitimde fırsat eşitliği sizce var mı?

“Yok! Ekonomik koşulların vatandaş yaşamındaki farklılığı eşitlik ilkesini sıfırlıyor.”

Durum hangi düzeyde?

“Ezberci, şabloncu, sözde Avrupa Birliği formatlı, dershane güdümlü…”

Ya sağlık?

“Sağlık konusundaki reformlar iyi, ancak sürekli değil. Bordro mahkûmlarının sağlık hizmetlerinden daha ekonomik yararlanmaları sağlanmalı. Hiç bir sağlık sorunu hizmet dışı bırakılmamalı. Diş sağlığı da bu hizmetlerin içine çekilmeli.”

Sağlık ve eğitimin etkinleştirilmesi ve başarısı için öneri ne olabilir?

“Bütçeden ayrılan payın en büyüğü eğitim ve sağlık hizmetleri için olmalı.”

Peki, bu hizmetler için finansal güç nasıl oluşturulacak?

“Kesinlikle vergi sistemiyle… Lüks tüketim mallarına yüksek vergi, gıda ve sağlık, eğitime en az oranlı vergi sistemi uygulanmalı. Vergi kaçıranlara ‘Vatan haini’ muamelesi yapılmalı.

Ya ordunun ekonomik girdisi?

“Ordu halkın ordusu olmalı. NATO gibi benzeri kuruluşların isteği dâhilinde, nüfuz ve nüfuslandırılmamalı, ulusal sınırlarımızın dışında görevlendirilmemeli.”

Ya politika?

“Lider sultası var. Lider hegemonyasının olduğu bir örgütlenmede parti içi demokrasi olmaz. Kararlar sağlıklı oluşmaz. Gidişin son noktası diktatörlük olur.”

Politikada demokrasi var mı?

“Ne gezer. Seçilmiş milletvekillerinin boş kâğıda attıkları imzalı kâğıtlar, liderlerin saltanatının uzun sürmesiyle ilişkilendirilmiş.”

Ya dokunulmazlıklar?

“İşte en önemli ve hayati sorunumuz budur. Dokunulmazlık kesinlikle tarihin karanlığına gönderilmeli. Sokaktaki vatandaşın hakkıyla, meclisteki seçilmişin hakkı ve hukuku eşit olmalı.

Dünya politikamız nasıl olmalı?

“Batı ve Doğu’dan kopmayan, sağlıklı diyalogları bulunan, kendi iç dinamikleriyle ayakta duran TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE utkusunun olduğu bir politikamız olmalı.”

Devlet yapımız için ne düşünülmeli?

“Kalabalıkların olduğu bir devlet yerine, stratejisi en az yüzyıl ileriye doğru planlanmış teknik bir devletimiz olmalı. Bugün üretim ilişkilerimiz ve eğitimizdeki sorunların kaynağı nüfus planlamasının sıradanlığıdır. Planlanmamış bir nüfus artışının topluma yansıyan yüzü cinayettir. Sürü bir toplum yerine, sorunları çözümlenmiş onurlu bir toplum yaratmalıyız.”

Yansızlık, eşitlik nasıl sağlanılmalı?

“Eğitim, sağlık, ordu ve yargı partiler üstü olmalı.”

Son söz?

“Somut olarak; ‘Yurtta barış, dünyada barış’ ilkesi, ülkemiz işgal veya saldırıya uğramadığı sürece geçerliliğini asla yitirmemelidir. Birlik ve beraberliğimizi hiçbir etnik güç etkilememeli.”

Açılım denilince; aklım ve yüreğim işte bu anlattıklarımı haykırıyor. Sizce yanlışta mıyım?

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...