Perşembe, 14 Kasım 2019
Şahin AKÇAP

BİR CUMARTESİ GÜNÜ HABERLERİ


Sabahla,öğle arasına denk gelen saatte Antalya’nın Anafartalar Caddesinde küçük bir gezinti yaptım.

Portakal, mandalina, limon ağaçlarının dallarını süsleyen turunç çiçekleri, yoldan geçen motorlu taşıtların egzozlarından çıkan iğrenç karbon monoksit gazıyla sanki inatlaşırcasına parfüm salıyorlardı dört bir yana.

Doğanın kent kirliliğiyle amansız mücadelesi cumartesi günümün ilk gözlemi oluyordu.

Derken, Sedir mahallesindeki kahvede mola verdim.

Özcan’ın getirdiği tavşan kanı mis gibi çayı yudumlarken, masalardan birinin üzerine yayılmış gazeteleri toplayıp göz atmaya başladım.

Harbi konuşmalarından sevdiğim MHP’li Oktay Vural, yoksul bir boyacı çocuğa ayakkabılarını boyattığı için eleştiriliyordu. Niye yalan söyleyeyim o fotoğraf beni de üzmüş,hüzünlendirmişti.

Antalya Emniyet Müdürlüğü’nün, Çallı semtindeki binasının önündeki panolara asılan yazıları anımsadım.Her kesin gönülden katılmasını istediğim bir projeyi hayata geçirmeye çalışıyordu Antalya Emniyet Müdürlüğü.

Anımsayacaksınız, panolardaki afişlerle ilgili İhmal ve İstismar başlıklı yazılarımda söz etmiştim.

Afişlerdeki küçük satıcı çocuklardan alışveriş yapıldığı sürece o minik canların sokaklardan kurtulamayacağı anlatılıyordu.

Yani okul yaşındaki çocuklar, devletimizin sosyal devlet olamama problemi yüzünden aileleri tarafından istismar edildiği mesajı çarpıcı bir biçimde veriliyordu.

Bir başka habere göz attım…

Adıyaman’ın, Kahta ilçesinde yaklaşık on beş caddenin isminin değiştirildiği yazıyordu.

Caddelerdeki değişen isimler arasındaa Kenan Evren ve İsmet İnönü adı da yer alıyordu.

12 Eylül’ün tartışıldığı günümüzde, Kenan Evren adının Türkiye’nin dört bir yanındaki cadde ve sokaklardan hızla alındığını da yazmıştım.

Kenan Evren’in adının değiştirilmesin neyse de, İsmet İnönü gibi adı Kurtuluş Savaşımızın tarihine altın harflerle yazılmış şanlı bir askerin ve ölümsüz bir devlet adamının adının değiştirilmesine doğrusu hiç bir anlam veremedim.

Değişen isimlerin çoğunun yerine; Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat’ın yakınlarının adları verilmiş. Hani Kemal Kılıçdaroğlu ile Uğur Dündar’ın yönettiği televizyon programında kıyasıya bir tartışma yapan ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun başarısından sonra çok önemli görevlerini bir kenara bırakan siyasetçi var ya. İşte onun yakınları.

Bu haberde ilginç bir isim dikkatimi çekti.

“Divane Mejo”

Divane Mejo, Kahta’da yaşamış, ancak aklı melaikelerini yitirmiş bir vatandaş.Onun adı da yeniler arasına yazılmış.

Kahta Belediye Meclisindeki isim değiştirme kararı; Ak Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Partisi tarafından gerçekleştirilmiş.

Doğrusu:

“Namuslular en az namussuzlar kadar cesur olmak zorundadır.” Sözünü söyleyen ve İkinci Dünya Savaşına bizi olağanüstü zekasıyla sokmayan, hatta İngiltere Devlet Başkanı ile Eskişehir’de bir trenin içinde:

“Sayın İnönü sizden asker istemiştik sözünüzde durmanızı rica ediyoruz.”Diyen İngiltere Devlet Başkanına:

“Elbette sözümüz söz. İstediğiniz kadar üst rütbeli subayımızı vermeye hazırız.”Diyerek savaşın en sıcak mevziilerine Mehmetçi sürmek isteyen İngilizleri faka bastıran İsmet İnönü’nün adının yerine başka bir isim düşünülmesini üzülerek yadırgadığımı söyleyebilirim.

Bir başka habere geçmek istiyorum

Alman Başbakan Merkel, Türkiye’nin, Almanya’da,Türklerin yoğun olduğu kentlerde Türk Liseleri açılmasına karşı olduğunu söyleyince, Alman Yeşiller Partisi Başkanı Bayan Clauda sert şekilde eleştirmiş:

Aynen :

“Alman muhafazakarlar Pavlov’un köpeklerine benziyor.Hepsi birden aynı şartlı refleksi gösteriyor.Oysa Türk Liselerinin açılması olumlu sonuçlara yol açabilir.”demiş.

Alman hükümetinin karşı çıkışı ve Yeşiller Partisinin bu çıkışa sert tavır koymasına sanırım sizde, benim gibi havsalanızda Pavlov’un Köpeklerinden bir çok örnekler de yaratarak bıyık altından kıs kıs güleceksiniz.

Cumartesi Köşe yazılarının içinde beni garip bir duygusallık içine iten iki köşe yazısı vardı.

Yılmaz Özdil köşesinde; en son model Avrupa arabalarını makam aracı olarak kullanan devlet büyüklerimize kara mizah göndermeler yapmış ve yazısını Türkiye için gerçek bir tarih olan Savarona’nın işletmecisi tarafından zorunlu olarak satışa çıkarılmasında ve bu durum karşısındaki düştükleri aymazlığı eleştirmiş.

Fatih Çekirge ise, Van Gölündeki Akdamar Kilisesini tarihi temellerine inerek yazmış.

İşsiz gençlerimizle ilgili duygularını da:

“Gizli bir dar ağacında ruhları asılmış gençler.” Betimlemesi yaparak yönetenlerimize çimdik atmış.

Yazısının son paragraflarından birinde yer alan:

“Bulunduğumuz bottan göle usulca eğilip bakınca, Van Gölü sularında canavarı gördüm.Gölün üzerine doğru yayılan kendi suretimizdi.” Sözleri; Sayın Çekirge’nin, bin sayfada bile anlatamayacağımız bir doğruya gerçekçi ve sarsıcı yaklaşımıydı.

Cumartesi günü; ülkemiz ve dünyamız vatandaşı olarak görevlerimiz vardı.Dilerim bu görevlerinizi unutmamışsınızdır.

Birincisi saatlerimizi her yıl olduğu gibi bir saat ileriye alacaktık.

İkincisi de dünyadaki bir milyar duyarlı insandan bir olarak akşam saat 20.30 ile 21.30 da Global ısınmaya dikkat çekmek için bulunduğumuz yerdeki ışıklarımızı söndürecektik.

Görevlerinizi yaptınız mı?

“Efendim! Sizi duyamıyorum; bu ülkenin ve dünyanın vatandaşları, sesiniz gelmiyor.”

Lütfen unutmayınız…Tarih 27 Mart 2010…

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...