Pazar, 17 Kasım 2019
Şahin AKÇAP

RUHAT MENGİ-ZÜLFÜ LİVANELİ VE VEDA FİLMİNE KURULAN TUZAKLAR


“Her açıdan” programını Pazar günleri ilgiyle izliyoruz.Bu yetkin programı izleten ise katılımcılarının kendi alanlarında uzman ve söz sahibi olmaları. Ruhat Mengi’nin başarılı sunumunda her hafta kafamıza takılan sorulara yanıtlar buluyoruz.

Geçtiğimiz Pazar günü Ruhat Mengi’nin,Livaneli’nin başarılı ve çok önemli bir çalışması olan Veda filmi üzerinde oynanan oyunlar iddiasına inanın şaşırmadım:

“Vay be!Neler oluyor.”demedim.

Ne yazık ki,Türkiye son yıllarda Bizans oyunlarını bile gölgede bırakan oyunların sahne aldığı bir ülke oldu.

Gündem hızlı bir değişim içinde.Kamuoyunun kafası şüphe bombardımanına tutuluyor.

Ancak Veda filmiyle ilgili iki yazı kaleme almış bir yazı erbabı olarak Ruhat Mengi’nin, Livaneli’nin açıklamaları ışığında ekrana getirdiği iddialara değinmeden geçmek istemiyorum.

İddia şu…

Şu an sinemalarda gösterimde olan Eşrefpaşalılar filmiyle Veda filminin yarıştırıldığı üzerine.

“Olabilir” demek saflık olur.

İddialarda yer alan eylemler iğrenç.Veda filminin gösterime sunulduğu sinemalara karanlık ve fesat düşünceli insanlar tarafından kırkar kişilik rezervasyonlar yapıldığı ama filmin gösterim saati geldiğinde rezervasyonların gerçekleştirilmediği, dolayısıyla sinema koltuklarının boş bırakıldığı anlatılıyor.Bu bir nevi sanata ve kültüre sabotaj yapmak demektir.Ha sansür uygulamışsınız bir esere ha bu yöntemlerle sanatseverden soyutlamışsınız.Hiç farkı yok.

Oysa sanatçı bakış açısı diye bir kavram vardır.

Sözünü ettiğimiz her iki filmdeki sanatçı bakış açısı farklı.

Eşrefpaşalılar filminde Fetullah Gülen’in genç bir imam iken İzmir’in Eşrefpaşa semtindeki yaşamından kesitler sunuyor.Filmde genç imamın çantasından çıkardığı kitaplar arasında Nurcuların el kitabı olan Risaliye’yi Nur kitabı kameranın çekim açısından gösteriliyor.Filmin sonundaki teşekkür jeneriğinde ise; “O’na teşekkürler.”ibaresine de yer veriliyor. “O’nun Fetullah Gülen olduğunu anlıyoruz.

Anadolu farklı inanışların,kültürlerin yurdu.

Farklı düşünceler,inanç biçimlerinin iz düşümü elbette sanata da görülecektir.

Eşrefpaşalılar filminde genç imamın yaşam tarzıyla Eşrefpaşalı uyuşturucu bağımlısı lümpenleri etkilediği anlatılıyor.Tarık Buğra’nın Küçük Ağa filmindeki imam tiplemesinden farklı bir çizgi görülüyor.Küçük Ağa’da ki imam; akılcı,kurtuluş savaşına katılmaktan başka hiçbir çarenin olmadığını akıl gözüyle anlayan ve sonunda Atatürk’e inanarak var gücüyle mücadeleye katılan yurtsever bir imamın öyküsü anlatılır.

Veda filmi de ,Atatürk’ün hayatına çok sevdiği ve güvendiği arkadaşı Salih Bozok’un anılarından bir bakış.

Filmde yedi düvele başkaldıran bir kahramanın destanı anlatılır.Çanakkale Savaşı için emek verilen sahneler muhteşem.

“Allah!Allah!” Diyen Mehmetçiklerin tek amacı içine düştükleri kuşatma çemberini yarıp stratejik mevzileri yaşamları pahasına ele geçirmek.En ön safta elinde Barabelli marka tabancasıyla Mustafa Kemal vardır…Ve bu çember yarma hücumunda da gazi olmuştur.

Filmi izlediğimizde; müzisyen, yönetmen,yazar Livaneli’nin her sahneyi naif ve titiz bir biçimde oluşturduğunu ve ortaya zevkle izlenecek bir film koyduğunu görüyoruz.

Sinemadan çıktıktan sonra da, Atatürk’ün onca acılara, sıkıntılara rağmen yaşadığı süreçte yarattığı mucizenin ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz ve kadim dostu, çocukluk arkadaşı Salih Bozok’un sadakatine hayranlık duyuyoruz.

Veda filmi şu sıralar acımasıca eleştiriliyor.Bu satırların yazarı olarak yazdığım ikinci yazıda; filmin, Gladyatör gibi,Mel Gebson’un Vatansever filmi gibi görkemli olmasını ne kadar çok istediğimi, arzumu da yazmıştım.

Ancak sinema sanatını yakından izleyenler de biliriler ki, her filmin öyküsünü yönetmeni kendi dünya görüşü ve duygu yoğunluğuyla sinemalaştırır.

Can Dündar, Mustafa filmini kendi bakış açısından filme çekmişti. Livaneli’de, Mustafa Kemal’e olan hayranlığıyla,onun devrimci ve dürüst yanıyla bütünleyerek anlatmış.

Her iki filmin ardından sinemayı yakından izleyen biri olarak şu kanıya varıyorum.

Bu ülkede Atatürk sevgi ve saygısı inanılmaz derecede büyük.Öyle ki; tüm Anti Kemalist setle melere rağmen, ayak oyunlarına rağmen kaynağı tükenmeyen sonsuz bir nehir gibi gürül gürül akıyor.İnsanlarımızın kafasında farklı Atatürk öyküleri yer alıyor.Ve her insan Atatürk’ü kafasında kendine özgü şekillenmiş.Bunun içindir ki bizim sanatçılarımızın yapacağı Atatürk filmi evla-i cihan olsa insanlarımızca: “İşte bu en iyi Atatürk filmidir.” sözünü dedirttirmeyecek. Tek çare Atatürk’ün devasa bir projeyle James Cameron gibi yönetmenlerin çabalarıyla filme çekilmesidir.

Peki,Veda filmine karşı uygulanan bu düzenbazlıklara karşı ne yapmalı?

Biliyorum, sinema filmi çoğu insanımızın bütçesi için ağır geliyor.Her aile reisi üç ya da dört kişilik ailesiyle sinemaya gidemeyebiliyor. Ama bu iğrenç iddiaları göz önünde bulunduruyorsak eğer; Veda filmini izlemenin, Atatürk’ü yerenlere karşı bir referandum niteliği taşıyacağını da unutmamalıyız.Veda filmini izlemek için olanaklarımızı zorlayalım diyorum.Madem ki bizlere Atatürk’ü sevmek konusunda sınıyorlar öyleyse hodri meydan! Atatürk düşmanlarına sevgimizin yoğunluğunu ve tartışma götürmez olduğunu sinemaya giderek ve Veda filmini izleyerek gösterelim.Eleştirilerimize gelince. Elbette olmalıdır.

Ancak Veda filmindeki Atatürk ile Eşrefpaşalılar filminde ince mesajların ardına saklanılarak anlatılmaya çalışılan Fetullah Gülen’in kıyaslamasını yapmaya kalkmak; akıl ve izana sığmaz. Kıyaslama ancak filmdeki tekniğe, yönetime, oyuncuların yaratıcı sanatına yapılabilir.

Çanakkale,Dumlupınar,Sakarya…

Ve sayısız devrimler…

Yoktan, bir yangın yerinden var edilen bir ulus…

Hayır…Hayır…Hayır…

Böyle bir kıyaslama olanaksızdır…Hatta düşünmek bile vicdansızlıktır...

Livaneli, Veda’ya kurulan pusuları ancak sinemaseverlerle dumura uğratabilir.Bunun yolu da sinemaların olduğu her yerdeki demokratik kitle örgütlerinin duyarlı yaklaşımlarıyla başarabilir.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorumlar

  • SATRUN yorumu:

    16 Mart 2010 Salı 16:48

    ACİZLİĞİN BU KADARINA PES.........
    VİZYONDA O KADAR FİLM OYNUYOR....HEPSİ FARKLI AÇILARDAN FARKLI ŞEYLERE HİTAP EDİYOR...VE İYİ KÖTÜ HEPSİ İZLEYİCİ BULABİLİYOR...ŞİMDİ GİŞEDE BİR FİLM DİĞERİNİ GEÇİNCE YAFTALAMAYA BAŞLAMAK NEDEN...HİÇ BİR SİNEMA SALONU YER REZERVE EDİP KOLTUKLARINI BELLİ BİR ZAMAN DİLİMİNDEN ÖNCE BOŞ BIRAKTIRMAZ...VERDİKLERİ SAATTE ALMAYIN BİLETLERİ ANINTA SATILIR..BU İDDİALARDA BULUNANLAR SİNEMAYA MI GİTMİYOR YOKSA BUNLARI YAZARKEN HALKI APTAL MI SANIYOR...BUKADAR KÜÇÜLMEYE GEREK YOK BENCE..HERKES EMEĞİNİ KOYMUŞ VEDA FİLMİ OLSUN EŞREFPAŞALILAR OLSUN BİR EMEK VERİLMİŞ İKİSİNE DE SAYGI DUYULMALI VE İDEOLOJİLERİNE TERS DÜŞÜNCE HEMEN ÇAMUR ATMA YOLU SEÇİLMEMELİ...ATATÜRK SEVGİSİNDEN BAHSEDENLERE BU SÖYLEMLER YAKIŞMIYOR...BUKADAR TANINMIŞ OYUNCU OYNUYOR BU ACZİYETE NE GEREK VAR...ÜSTELİK KIYASLANAN FİLMLERİN ALANLARI BÖYLESİNE FARKLIYKEN BİRİSİ KOMEDİ FİLMİ DİĞERİ BİR DEVRİN İNSANLARINI ANLATAN DUYGUSAL BİR FİLM..

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...