Salı, 10 Aralık 2019
Şahin AKÇAP

ELAZIĞ DEPREMİNİN ANIMSATTIKLARI



24 Kasım 1976 yılında büyük Van Depreminde yüzlerce insan hayatından olmuştu.

Sadece Van mı? Elbette ki hayır… Doğu Anadolu Bölgesi’nin hemen hemen her noktası, her yıl depremle sarsılır.

Sözünü ettiğim tarihteki Van Depreminde delikanlı yaşımızdaydık. Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından yardım yağıyor, gönüllülerden oluşan gruplar enkaz altından cesetler çıkarıyordu.


Van CHP Gençlik Kolları olarak bize verile sorumluluk İstanbul’dan gelen yardımı aracısız halka dağıtacak olan DİSK’e bağlı Dev Maden Sen üyelerine rehberlik yapmaktı. Onlar yardımların farklı yollardan ve amaç dışı dağıtılmasından kaygılıydılar. Hani haksız da değillerdi. Çünkü çok sonraları deprem yardımı diye başka ülkelerden gelen gravyer peynirlerin, konservelerin, kışlık giysilerin büyük kentlerde karaborsada satıldığı haberlerine tanık olacaktık.

Uğur Dündar ve ekibinin Van’a gelerek çekim yapacağı haberi biz gençlik kollarında var gücüyle çalışanlara da duyurulduğunda, Uğur Dündar’ı seven gençler olarak Van Hava Meydanına gittik. Yardım dağıtılması sırasında edindiğim gözlemleri bir fırsatını bulup Sayın Dündar’ın kulağına fısıldayacaktım.



Öyle de yaptım.

Daha önceki depremlerde depremzedeler için devletin yaptığı küçük, işlevsiz konutların kullanılmadığını, bu bölgedeki halkın tek geçim kaynağının hayvancılık olduğunu ve haliyle bu insanların yaşam ortamında hayvanlarına da barınaklar olması gerektiğini anlattım.

Ertesi gün akşam haber saatinde Uğur Dündar anlattıklarımı unutmamış ve haberi bu doğrultuda sunmuştu.

* * *



Yukarıda yazdıklarımı anımsatan dünkü Elazığ depremi oldu.

Bölgedeki halkın sosyal ve ekonomik durumu belli… Kentlerden kırsal alanlara yol alındığında toprak, su ve samanla karılmış, bir-iki hafta bekletildikten sonra kalıplara dökülmüş çamurdan kerpiç yapılır. Sonra da bu kerpiçler düzenli biçimde temel üzerinde dizilerek evler yapılır. Bu yapı malzemesiyle meydana çıkarılan evin ne kadar sağlam ya da zayıf olduğunu varın siz düşünün. Ve bugün hala 2010 yılına ulaşan dünyamızda bölge halkının kerpiç evlerde hayatlarını sürdürmeleri belli bir alışkanlıktan ya da zevkten değil. Tamamen ekonomik sıkıntılardandır.

Her gün yüksek ölçekli depremlerle yaşayan Japonya’da insanların burunları bile kanamsın diye tedbirler alınmışken, ne yazık ki bizde yapılan tek şey, her akşam televizyon kanallarında deprem ne zaman vuracak, ne kadar insan hayatını kaybedecek söyleşileridir.

İnanmayacaksınız ama son Van ziyaretimde duyduklarıma inanamadım.

Van 100.Yıl Üniversitesinin kurulduğu sayısız yerleşim konutunun olduğu alanın fay hattı üzerine kurulduğu iddia edilmişti. Bir iddia ama mutlaka araştırılması gerektiğine inanıyorum. Ve aklıma takılmadı da değil… Acaba yerleşim alanlarındaki zeminler jeolojik açıdan da değerlendirilerek mi üzerlerinde konut yapımına izin veriliyor?



Elazığ’da depremde can verenlere Allah’tan rahmet, geride kalanlarına başsağlığı dilerken, yine her zaman ki gibi bir depremin ardından da böyle yazıp çizileceğini, nutuklar atılıp sonra unutulacağını gayri ihtiyari düşünmeden geçemiyorum.

Dilerim her depremde; onlarca, yüzlerce, binlerce öleni olan bir ülke olmaktan kurtulmayı başarırız. Ya da aşağıdaki gibi acılı türküleri çığırmaya devam ederiz.





Kerpiç Kerpiç Üstüne Kurdum Binayı

Kerpiç Kerpiç Üstüne Kurdum Binayı
Binayı Kurar İken Gördüm Leyla’yı
Leyla Başıma Açtı Türlü Belayı

Ah Leyla Leyla Leyla Etme Bu Nazı
Gel Barışalım Baban Kıysın nikâhı

Kerpiç Kerpiç Üstüne Düzdüm Bir Sıra
Leyla’dan Haber Aldım Gitmiş Mısıra
Kuzu Olup Melesem Arkası Sıra

Ah Leyla Leyla Leyla Etme Bu Nazı
Gel Barışalım Baban Kıysın nikâhı


Türkü: Diyarbakır

Yusuf Tapan-Ahmet Yamacı

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-11-26

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-11-25

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...