Çarşamba, 16 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

SALDIRMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ


Ahmet Altan, saygın gazeteci –yazar Çetin Altan’ın oğlu. Yazdığı romanlarıyla, ses getiren yazılarıyla kısa süre içinde günümüzde ilgiyle izlenen yazarlar arasında yerini aldı.

Şimdilerde Taraf Gazetesi Başyazarı ve Genel Yayın Yönetmeni.

Olaylara mağdur olan açısından bakarken, adalet terazisinin kefelerine nedeni bizce gizemli kin duygularını katmaktan kurtulamıyor.

Güneydoğu dağlarında çatışanlar arasında hayatını kaybeden teröristler kaleminin ucuna kahraman olarak takılırken, anlamsız bir savaşın çok uluslu çıkarlarından soyutlanarak çatışma içindeki henüz bıyıkları yeni terlemiş, vatan görevi için dağlarda savaşmaya gönderilmiş Mehmet’in dramında da odaklanma sağduyusunu içinde hissedemiyor.

Ahmet Altan’la ilgili küçük çaplı bir araştırma yaparken şu dikkat çekici notlarla karşılaştım:



“Gazetecilik kariyeri
Hürriyet, Güneş, Milliyet ve Yeni Yüzyıl gazetelerinde uzun yıllar köşe yazarlığı yaptı. Milliyet'te çalıştığı dönemde, gazetede Kürtlerin çoğunluğu oluşturduğu kurgusal bir "Kürdiye" ülkesinden bahseden yazısı nedeniyle işinden çıkarıldı. Taraf gazetesinin kurucusudur. Halen bu gazetede köşe yazarlığını sürdürmektedir. Eylül 2008’de Ermeni Soykırımı’nın kurbanlarına adadığı bir köşe yazısı nedeniyle Türklüğe hakaretle suçlandı.

2007 yılında yayın hayatına başlayan Taraf gazetesinin Alev Er ile birlikte genel yayın yönetmenliğini sürdürmektedir. Ayrıca aynı gazetenin Kum Saati adlı köşesinde, köşe yazarı olarak yazılar yazmaktadır.

TV programcılığı
Bunun yanında, doksanlı yılların ortalarında Neşe Düzel ile birlikte Star TV'de Kırmızı Koltuk isimli tartışma programını hazırlamış ve sunmuştur. Buradaki tartışmaların dozajı yayıncı tarafından programın kapatılmasına yol açmıştır.”



“Vicdan Yalnız Değildir” çalışmasıyla “Leipzig Özgürlük Ödülü” alan Ahmet Altan “Kırılmak” başlıklı yazısında Atatürk’e ve kurduğu Cumhuriyet düzenine verip veriştirmiş, her yıl “Yüzyılın lideri” unvanını alan Mustafa Kemal Atatürk’e “diktatör” yakıştırmasında bulunmuş.

Ahmet Altan bilmelidir ki; gerçek bir özgürlük savaşçısı olan Mustafa Kemal yaşamının hiçbir sürecinde diktatörlüğe heveslenmemiş, aklından bile geçirmemiştir.

O’nun:

“Büyük olmak için hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın.

Memleket için gerçek ülkü ne ise onu görecek, o hedefe yürüyeceksin.

Herkes sana karşı çıkacaktır, önüne sonsuz engeller koyacaktır, fakat sen bulara dayanaklı olacaksın.

Kendini büyük değil, küçük, zayıf ve kimsesiz ve araçsız kabul ederek, hiç kimseden yardımgelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın.

Bundan sonra sana ‘Büyüksün’ derlerse, bunları söyleyenlere gülüp geçeceksin.” sözleri küçük insanlar gibi olmadığının, diktatörlük hevesleri bulunmadığının somut kanıtıdır.

Dedim ya, gizemli bir saldırganlık güdüsü olduğu izlenimi bırakan Ahmet Altan’ın gerçek bir devrimciye saldıran düşünceleri ve karşı devrimci saflardaki yürüyüşü ;bütün yazarlık kariyerini, yetkin kalem ustalığını gölgeliyor.

Doğrudur…

Mustafa Kemal düşüncesini şablonlaştıran, onun o aydınlık görüşlerini büstler, heykeller arkasında saklayanlar olmuştur. Mavi gözlerinden, sarı, altın saçlarından dem vuranlar da olmuştur. Ama O’nu Nazım Hikmet’in Kuvva-i Milliye Destanından tanıyanlar bilir ki; gerçek bir demokrasi aşığı, kendisini zaferden zafere koşturan halkının sevdalısıdır.

Ahmet Altan, Leipzig ödülün alırken yaptığı konuşmada:

“Bu ödüllere gerek bırakmayan bir dünya kuracağız.”demişti.

Ve işte o Ahmet Altan 23 Şubat 2010 tarihli yazısında tek adam dediği Atatürk’ün düzeninde özgürlüklerin olmadığından söz ediyor.

Ahmet Altan hepimiz kadar bilir ki, her devrimin sonunda bir açılım vardır. O açılıma kadar geçen süreçte devrim kendinin korumak zorundadır. Kurtuluş Savaşı sonrası kurulan Türkiye Cumhuriyeti de emperyalizme ve içteki hainlere karşı gardını almış ve yine süreç içinde Demokrat Parti’nin kurulmasına ön ayak olarak çok partili döneme geçilmesi sağlamıştır.

Atatürk bunları başardıktan sonra; ulusal benliğin, özgün koşullarına zemin hazırlamış sayısız devrimler yaparak Türkiye’yi dünya uluslarıyla birlikte hareket eden bir ülke dinamizmine kavuşturmuştu. Lütfen dikkat ediniz… Bunu yaparken de tam bağımsızlıktan asla ödün vermemiştir.

Ölümünden sonra gelenlerin başarısı ya da başarısızlığı onun yaptıklarıyla özdeşleştirilmeye kalkılırsa büyük haksızlık yapılmış olur ve karşı devrimci cephelere güç taşınmış olur.

Bugün Anadolu toprakları için çok uluslu devletlerin derin güçlerince hangi emellerin beslendiğini biliyoruz.

Güneydoğu dağlarını, ovalarını, vadilerini cehenneme çeviren çatışmaların altındaki gerçekleri de biliyoruz.

O bilinen; parçala, böl, yönet yöntemi yine sahne almış durumda. Anadolu kardeşliğini düşmanlığa dönüştürmek için oyun üstüne oyun oynanmakta. Bütün bunların müsebbibi olarak; orduya suç yıkmak, gerçek düşmanı saklamak karşı devrimcilik boyutunu da aşmış, vatana ihanet suçuna dönüşmüştür.

Açılım projeleri yanış adımlar yüzünden yürekleri kanatmış, barış içinde bir arada yaşama gücünü ve heyecanını sarsmıştır. Metropol kentlerde, Güneydoğu kentlerinde yangın yaratan eylemlerin arkasında; ne yazık ki, Türkiye Cumhuriyeti’ni parçalama, devleti zayıflatıp, etkisiz kılma planları vardır.

Eğer Türkiye bütününü ilgilendiren projeler hayata geçirilmek isteniyorsa ülkenin bütün yönetenlerinin, kitle örgütlerinin inisiyatifi de ortaya konulmak zorundadır.

Ahmet Altan “taraf” sözcüğünün iki önemli olgu üzerinde kullanılabileceğini bilmektedir.

Ya karanlık tarafta olacaksın…

Ya da halkın ve ülkenin çıkarlarının olduğu hak tarafında…

Bana göre Sayın Altan; Atatürk’e ve O’nun yarattığı Cumhuriyet’in karşında durarak tarafını çoktan seçmiştir.

Biz bu kadar çokça istismar edilmesine rağmen Atatürk tarafında olmaya devam edeceğiz. Ve her zamanki gibi tarih, Atatürk’ü bir kez daha yüzyılların lideri olduğunu yazarken, olmayacak hayallerin peşinde koşanların hain yüzlerini de deşifre edecektir.

Yurtta barış, dünyada barış utkusunu yaşamının manifestosu etmiş Atatürk gibi bir lidere diktatör diyebilme cesareti gösterenlere de acıyorum:

“Allah sizleri akıl izan sahibi yapsın.” Diyorum.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...