Pazar, 15 Eylül 2019
Şahin AKÇAP

SANATÇI DUYARLILIĞI VE MİLLETVEKİLİ GAFI ÜZERİNE


Sanatçılar bir araya getirilmiş.

Tanıyoruz hepsini.

Atatürk’ün partisinden:

“Ben sanatçıyım, politika bana ters.”diye ayrılmış bir saz ustası; o davette yerini alan, diğer birçok sanatçı gibi davete icabet edenlerdendi.

Ve o saz ustası ne diyordu biliyor musunuz:?

“İlk defa biz sanatçıları hatırlayan bir devlet görüyoruz.”

Bu söze inanıyorum ki en çok Fikri Sağlar gülmüş, mezarında da Ecevit ve Turgut Özal dönüp durmuştur.

Davetin sahibinin konuşmasını can kulağıyla, farklı kanallardan tekrar tekrar dinledim.

“Sezar’ın hakkını Sezar’a vereceksin.” Sözünü anımsayarak kendimce değerlendirme yaptım.

Hatiplik derseniz hatiplik yüz puan…

Dinleyenleri pür sessiz yapan mizansenleri de yüz puan…

Konuşma metnini doğaçlamaymış gibi olarak sunması da yüz puan…

Türkü ve şarkı sözlerinden, şairlerden yaptığı alıntıları konuşmasına etki yapsın diye serpiştirmesi de yüz puan.

Bizim çocuklara dönüp sordum.

—Kim bu?

Çünkü benim tanıdığım hatip; sık sık bağıran, etrafına sert ve yeren bakışlar fırlatan bir hatipti.

“O!” Dediler.

Aklım meclisteki kavgaya gitti.

Bu konuşma ve o celallenmeler birbirini aklımın terazisinde dengeleyemiyordu.

Harika bir konuşmaydı ancak ben bu konuşmada:

“Laf ve icraat” sözünü gayri ihtiyarı anımsadım.

Gecenin ilerleyen saatlerinde gün sonu haberlerine göz atarken bu kez de şaştım kaldım.

Sanatçı toplantısındaki hatibin konuşmalarına tam zıt bir olaydı. Ve söylem; içerik,biçim olarak ürperticiydi.:

“Geçmişte hep onlar bizi fişledi. Şimdi sıra bizde.” Diyordu Kahramanmaraş AKP Milletvekili…

Oysa akşamın ilk saatlerinde bir sanatçı davetindeki konuşmada hoşgörü, toplum duyarlılığı, birlik ve beraberlikten dem vurmuştu hatip. Nasıl da can kulağıyla dinlemiştik.

Kahramanmaraş Milletvekilinin söyleminde de; göze göz; dişe, diş; çöz ve öç alma teması yer alıyordu.

Bir zamanlar; “Kanlı mı kansız mı olacak?” Söylemi şimdi aynı düşünce çizgisinin dilinde derin bir öç alma eylemine çağrıya dönüşüyordu. Konuşmacının vücut dili de öfkensin ne kadar derin olduğunu yansıtıyordu.

Sanatçılar… Bizim sanatçılar… Ha unutmadan…

Tarık Akan ve Rutkay Aziz de Ankara’da tekel işçilerine moral verme çabalarındaydı.

Demek ki hala “Bulanmadan, donmadan akmak ne güzel…” Felsefesini unutmayan sanatçılar da vardı. İşte bu eylemler, söylemler, icraatlar nasıl da birbiriyle çelişiyor ve bizleri şaşırtıyor değil mi?


Not: Bu yazının yazıldığı sırada Kahraman Maraş Milletvekili bir basın açıklaması yaparak sözlerinin amacını aştığını, üzgün olduğunu söylüyordu. Ancak “Fikir ve zikir” olgusunu düşünürsek, özrün geçersizleştiğini anlayabiliriz. Olay, Güldal Mumcu’nun odasında yaşananlar sonrası özür dilenmesini bir farklı versiyonu. Ve yaralayıcı… Özür erdemliliği bu kadar mı ayağa düştü. Koca bir milletvekilinin ağzından çıkanı beyni tartamıyorsa, bu ülkenin bir özür dileme ülkesine dönüşeceğini unutmamalıyız. Dinimiz bize affetmeyi, hoşgörüyü, sabırlı olmayı öğretir. İntikam almayı değil… Örnek olması gerekenlerin düştüğü bu durum; bizi ne yazık ki utandırıyor, üzüyor. Milli iradeyi temsil edenlerin içinde bulundukları ruh halinden de ciddi biçimde kaygılanıyoruz.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...