Pazar, 8 Aralık 2019
Şahin AKÇAP

ÇOCUKLARDA İSTİSMAR VE İHMAL


Antalya Lisesinde organize edilen eğitim toplantısına katılan eğitimciler arasındaydım.

Olağanüstü önem arz eden bir konu tüm yönleriyle eğitimcilerin bilgisine sunuldu.

Konunun ana başlığı:

“İstismar ve İhmal” olarak düşünülmüştü. Düşünenlere, böylesine bir konuyu büyüteç altına alanlara

Yürekten teşekkür ediyorum.

Biz konuklar salondaki yerlerimizi alırken, sunum yapılan sahnenin ortasında duran perde üzerine iki eliyle yüzünü kapatan masum bir kız çocuğunun resmi yansıtılmıştı.

Akdeniz Üniversitesinden bir öğretim görevlisi, Baro’dan bir avukat ve Emniyet Müdürlüğü planlaması içinde yer alan Çocuk Polis biriminden bir komiser, Muratpaşa İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünden Rehberlik Araştırma Başkanı programın uzmanlarıydı. Katılımcılar ise; okul müdürleri, okul müdür yardımcıları ve rehber öğretmenlerdi.

Doğruydu.

Ülkemizde din konusu kadar ihmal ve istismar edilen ikinci hayati konulardan biriydi çocuklar.

Uzmanlar sorunları ve çözüm alternatifleri sıralarken, öğretmenlerin sordukları sorular da çocuk istismar ve ihmalinin şah damarını yakalayan sorulardı.

Bir katılımcı:

“Okullarımızda cinsel eğitim dersi var mı, düşünülüyor mu?” sorusunda Akdeniz Üniversitesi rehberlik öğretim sorumlusu Sultan hanım yanıt vermekte zorlanıyordu.

Cinsellik dediğimiz gibi bir tabuydu ülkemizde.

Bir günah, konuşulması ayıp bir olgu…

Yine bir katılımcı:

“Bu çok önemli eğitim çalışmasının uzman, öğretmen ve veli bilinçlendirmesiyle toplumda etkinleştirmeli, her eğitim çalışması içine serpiştirilmeli, bireyler bilinçlendirilmelidir.” Önerisi sunarken yerden göğe haklıydı.

İstismar; en çok sorun yaşayan ailelerin ya da çevrelerine aşırı güven duyan ebeveynlerin küçük zaaflarının ardına saklanabiliyor, küçük yürekler de bu ihmalin sonucunda en güvendikleri insanların istismarına uğrayabiliyordu.

Konuşmacılar örnekler sıralarken hayatın ne kadar acımasız bir çark içinde sürüp gittiği de anlaşılıyordu. Hüseyin Üzmez ve Münevver cinayetlerinin temelinde de ihmal yatmıyor muydu?

Çözülmüş ailelerin yarattığı sorun temeldeki en büyük gediği açan sorundu. Yalnız, sahipsiz ya da sahipli ama ilgisiz çocuklar hasta ruhlu insanların saldırısına karşı en savunmasız olanlardı.

Okul rehberlik uzmanlarına, sınıf öğretmenlerine, idarecilere büyük görevler düşüyordu. İstismarcı, taciz canavarları ne kadar suçluysa onları görmezden gelen anne ve babalar, öğretmenler de bir o kadar suçluydu. Hüseyin Üzmez olayı konuya ışık tutması bakımından sık sık konuşmacıların ve katılımcıların değindiği örnekti.

İstismar edilen bir çocuk için Emniyet’in Çocuk Birimi hemen devreye giriyor, Adliye’de psikolog rehberliğinde saldırıya uğrayan çocuğun ifadesi bizzat çocuk bölümünden sorumlu savcı tarafından ivedilikle alınıyordu. Eğer aile ortamı güvensiz ve suç üretir durumdaysa çocuk koruma altına alınıyor, zarar veren dış etkenlerle irtibatı kesilip, iyileştirme aşamasına geçiliyordu.

Emniyet Müdürlüğü katılımcısı uzman komiser; sokaktaki çocukların suça en kolay bulaştırılan çocuklar olduğunu söylerken, Antalya Valiliği tarafından çocuklarını sokakta çalıştıran ailelere karşı uyarıcı, uyarılar etkili olmadığı zaman para cezası uygulaması yapıldığı ve tüm bunlara rağmen ailelerin çocuklarını sokakta çalıştırmaya devam etmeleri hailinde, çocuklarının ailelerden alınıp, devlet güvenceli sosyal yurtlarda barındırıldığını belirtip, örnek fotoğraflarla da katılımcıların bu can alıcı sorunda yoğunlaşmalarını sağladı.

Her zaman yazdığımız gibi…

Ana baba demek çocuğu doğurmak, karnını doyurup dışarıya salmak değildi. Çocuğun çevresinde, okulunda sık sık kontrolünün yapılması, üstlerinin başlarının uygun zaman dilimlerinde çocuğa fark ettirilmeden aranması, öğretmenleriyle diyalog halinde olunması uzmanların yaşamsal değerdeki önerileriydi.

Her akşam haberlere yansıyan; çocuk kaçırmaları, tacizler, aile facialarını:

“Saldım çayıra, Mevla kayıra.” Sözü ile bir araya getirip düşünmek zorunda olduğumuzu uzmanların mükemmel sunumlarında programa katılan bizler bir kez daha anımsayıp yeni yöntemleri yeniden öğrendik.

Gördük ki Hüseyin Üzmez çirkin olayı toplumda:

“Her şer’de bir hayır var.” Değer yargısını harekete geçirmiş, rehberlik birimleri ve aileler istismar konusunda kendi çaplarında araştırmalar yapmış.

Dileğimiz hızla yoğunlaşan nüfuslarıyla ve dolayısıyla artan suçlarıyla kentlerdeki izbeliklere bu tür toplantılar, bilimsel çalışmalar ışık tutar, söylenilen sözler hoş bir seda olup kalmaz ve basit tutanaklarla geçiştirilmez, hayatın içinde uygulanır olur:

“Körler sağırlar birbirini ağırlar.”serzenişlerine yol açmaz.

Tekrar; Muratpaşa İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nü, Akdeniz Üniversitesi Rehberlik Bölümü’nü, Emniyet Müdürlüğümüzün Çocuk Suçları Birimini kutluyor, lokomotif güç olarak bu bilimsel çalışmayı toplumumuzun her hücresine taşımalarını diliyorum.

Çocuklarımızın sağlıklı yaşamasına ilişkin; İstismar ve İhmal çalışması, karanlıkta yakılan binlerce voltluk bir ışık değerindedir.

Lütfen bu ışığı çoğaltalım…

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-11-26

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-11-25

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...