Çarşamba, 16 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

ABDİ İPEKÇİ’NİN KANLI GÖMLEĞİ


Zalim bir tetikçinin kurşunlarıyla 31 yıl önce yaşamını yitiren Abdi İpekçi’nin kızı

Nüket, babasının kanlı gömleğini konuk olduğu televizyon programında gösterirken tüylerimiz diken diken oldu. Elindeki babasından yadigâr kalan kanlı gömleği göstererek:

“Bununla otuz bir yıldır yaşadım.”Diyordu genç kız.

Öte yanda, her fırsatta cebini doldurmayı düşünen tuhaf insanlar ise tetikçinin sırtından reklâm filmi, sinema filmi yaparak nasıl vole vuracaklarının hesabını yapıyorlardı. O kanlı gömleğin, hüzünlü bir evladın gözlerine yansıyan burukluğunda iliklerime kadar sarsıldım. Buna rağmen o genç ve yetim kız.

“Babam ölmeyip de kurtulsa Ağca’yı affederdi. Ama ondan sonraki cinayet dizisini görseydi öncelikle kendisini affetmezdi.” Derken babasının olağanüstü uygar yanını da ortaya koyuyordu.

***

1976–1978 yılları arasında Milliyet Gazetesi’nin; edebiyat dallarında açtığı roman yarışmasına delikanlı duygularla yazdığım Ölü Yaşayanlar adlı roman denemesi çalışmamla katılmıştım.

Doğal olarak onca usta yazarın arasında elenip gitmiştim.

O romanı yazarken çektiğim zorluğu anlatmam…

Sıradan bir daktiloda ve birkaç nüsha olması koşuluyla kâğıtlar arasına karbon kâğıt koyarak yazmıştım romanı. Ve kazanamamıştım.

Oturup, o zaman genel yayın yönetmeni olan rahmetli Abdi İpekçi’ye:

“Niçin yarışmayı kaybettim?” sorusunu soran bir mektup yazmıştım.

Mektubuma büyük bir incelik göstererek yanıt vermiş, onurlandırmıştı beni.

Özetle:

“Henüz daha lise öğrencisi genç bir adamsın. Roman yazmak sadece bilgi birikimi ile olmaz. Yaşadıkların, gözlediklerin, deneyimlerin hepsi bir araya geldiğinde inanıyorum ki mükemmel romanlar ve öyküler yazacaksın, bizler de seni zevkle okuyacağız. Hem ben, genç bir adamın henüz ilk olan romanına Ölü Yaşayanlar adını da koymasını da garipsedim. Koca bir hayat var önünde. Sana başarılar diliyorum.” Diye yazmıştı.

O bir genel yayın yönetmeniydi ve benim için dev bir gazetenin en saygın yazarıydı. Tıpkı rahmetli Uğur Mumcu gibi…

Mektup sevincimi, üzerimde emeği olan Türkçe ve edebiyat öğretmenlerimle paylaştım. Onlar da:

“Yapıcı bir eleştiri… Ve hem de öyle bir saygın gazeteci, yazardan… Kulak ver eleştirisine.” Diye nasihatte bulunup kutladılar.

Acılı ve hüzünlü kızı Nüket’in görüntüsünde o güzel insanı bir kez daha saygıyla anımsadım. Daha sonra yazıp da ödül aldığım öykülerimde hep önersini aklımda tuttuğum büyük insanı, babamı anar gibi andım.. Zor ve acılı bir olayı anlatırken öykülerimde, kahramanlarımı; kırılsa da, eğilmeyen ve bükülmeyen erdemli insanlar olarak yarattım.

Evet… Öylesine çelişkiler yumağına sarılmış bir ülkede yaşıyoruz ki; Abdi İpekçi cinayetinin katili hapis yattı, tahliye oldu ama onun azmettiricileri, kanlı planın gerisindeki alçaklar bulunamadı.

Çok acıdır ki; canlarımızı kurşunlar, bombalar param parça ederken, ruhlarımızı da bu ülkenin affedilmez aymazlığı yok ediyor…

Yaşama içgüdülerimizi asıl öldüren de üzülerek söylemeliyim ki bu aymazlıktır.

Yapılan kötülük, her zaman yapanın yanına kazanç kalmaya devam ediyor.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...