Pazartesi, 14 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

ÖNCE İNSAN OLMAK


Günün erken saatinde Antalya’nın en eski okullarından birinin yanından geçerken, sabah töreni için “rahat, hazır ol” çeken öğretmen, öğrencilerine tavsiyelerde bulunuyor:

“Sizlerden istediğimiz okul ve çevre kurallarına saygılı olmanız. Okulumuzu, sınıflarımızı temiz tutmanız. Ancak bu isteklerimizin gerçekleşmediğini görmek bizi üzüyor. Lütfen biraz sorumlu olun.”Diyordu.

Minik konuşmasını vurucu ve hayli etkileyici sözlerle noktalıyordu öğretmen:

“Size; öğretmen, doktor, mühendis, hemşire, yönetici olun demiyorum. Önce insan olun insan! Yaşadığınız çevre sizin aynanız. Siz nasılsanız çevreniz de öyle olur.”

Öğretmenin konuşmasından anlıyoruz ki; o okuldaki en önemli sorunun başını kurallar ve çevre temizliği çekiyordu. Öğretmenin eleştiren ve yeren sesinde de bu yaşamsal soruna öğrencilerin sorumsuz yaklaşım gösterdiklerini işaret ediyordu

Yüreğimi inciten sözler ise:

“Önce insan olun!” sözleriydi.

Doğru söze ne denir ki?

Çocuklarımızın bilinçaltlarına olmaları gereken mesleklerin adlarını üflerken; onurlu ve erdemli olma bilincini ne kadar verebildiğimizin hesabını yapmıyoruz, yapma gereği görmüyoruz. Sonunda yeni yetişen kuşaklar, o sıcacık gelenek ve göreneklerimize uzak, ulusal değerlerimize yabancılaşmış, duyarsız bireyler olarak yetişiyor.

Çocukken, annemizi üzdüğümüzde, babaannemiz kaşlarını çatar, sesine öfke tonu da katarak:

“A balam! Ananızı üzmeyin, insan olun insan!” diye sitem ederdi.

Öğretmenin:

“Önce insan olun!”diyen sesinde babaannemin sesi vardı sanki.

Ve hep; bıkmadan, usanmadan anlatırlardı o masalı… İşte o masal:



Adamın biri devletin en yüksek makamında yönetici olmuş. Çocukken kendisini azarlayan babasına nasıl adam olduğunu göstermek için haber salmış. Baba, oğlunun davetine icabet etmiş. Kalkıp yanına gitmiş. Devasa odasındaki deri koltuktan kibirle doğrulan oğul, kapıdan usulca giren babasına doğru kasılarak yürümüş:

“Eeee söyle bakalım şimdi baba! Ne olduğumu, hangi mevkide bulunduğumu gözlerinle gördün işte. Bana, adam olamazsın sen diyordun. Şimdi ne diyeceksin bakalım?” der.

Baba acıyarak bakar oğluna. Üzgündür… Fısıltıyla:

“Ben sana mevki- makam sahibi olamazsın demedim. Adam olamasın dedim oğul. Bir evlat, babasını ayağına mı çağırır, böyle mi karşılar. İşte bu densizliklerin için hep sana adam olamazsın dedim. Bak işte mevki ve makam sahibi olmuşsun ama adam olamamışsın adam!”Diye konuşur.

Bu bir kısadan hissesiydi babaannemizin. Sayısız kez anlattığını biliyorum.

Yukarıda da yazdığım gibi, yinelemekte de yarar var.

—Çocuklarımızın bilinçlerini meslek adlarıyla karmaşıklaştıracağımıza, onları önce saygı ve sevginin temeli üzerinde yapılanmış insan olmanın ölçütlerini anlatarak, yol ve yöntemini göstererek eğitmeliyiz.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...