Pazartesi, 21 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

BİR DOĞUM GÜNÜ DUYGUSALLIĞINDA DOSTA MERHABA!


Geçtiğimiz Cuma günü 15 Ocak’tı…

Nazım Hikmet’in doğum günü.

Dünya şairi Nazım Hikmet Ran’ın burcu Oğlak…

Ve günlerden Cumartesi…16 Ocak… Doğum günüm… Ben de koca şair gibi Oğlak Burcu grubundanım.

Nazım’ı dün en güzel şiirleriyle andım. İnsan olmayı öğreten şiirlerini okudum. Doğum günümde de çok saygı duyduğum şair Nazım’la aynı burçtan olmanın gururunu yaşamalıydım. Çok uzaklardaki yaşlı anacığımın aradım. O’na armağan olsun diye Nazım’ın Kuvayi Milliye destanından dizeler okudum. Emekleri için teşekkür ettim.

—Balam! Dedi. Ömrün bereketli olsun! Ağlaştık ana oğul telefonda.

—Üzülme. Dedim. Doğum günlerini anımsayanlar da var. Türkcell aradı. Hem de elli kontör mesaj armağan ederek. Güldürdüm anacığımı:

—Allah da seni güldürsün. Duasını alarak.

Sıra dışı bir gün yaşamalıydım. Kirlenmemiş bir yürekle söyleşmeliydim.

Yazılarını “Ter Köşe” de zevkle okuduğum Mehmet Tosun’u ziyaret etmeye karar verdim. Yolda rastladığım çiçekçi bacının sepetinden bir demet Nergis çiçeği aldım. Hani olanağım olsa, bugünün anısına Toroslar’ın el değmemiş doruklarından kardelenler toplayıp götürürdüm Mehmet Tosun’a.

Hava pusluydu; ha yağdı, ha yağacak dedirten siyah bulutlarla kuşatılmıştı.

Hızlı adımlarla, Cumhuriyet Meydanını geçtim, Nobel Türkü Barının yanından sarmaş dolaş olmuş gençlerin arasından yürüyerek, Mehmet Tosun’un, Bahçe isimli kafeteryasına ulaştım.

Mekânındaydı Sayın Tosun.

—Merhaba sağdıç. Dedim. İlk kez bir araya geliyorduk. İçtenlikle karşıladı.

Serin havayı unutturan mis gibi çaylar ısmarladı Mehmet Tosun.

Doğduğu ve benim de çok iyi bildiğim kentinden söz ettik. Öğrencilik döneminden, güzel ülkemizin çalkantılı yıllarından, o sisli günlerin kasavetinden söz açtık.

Arada bir yokladık yüreklerimizi.

Yazılarını beğeni ile okuduğum Mehmet Tosun yanıltmamıştı beni.

O kirlenmemiş, eğilmemiş, düzgün kalmayı başarmış savaşçı bir arkadaş izlenimiyle:

—İşte gerçek bir dost! Dedirtti bana. Tanırım, hayatın eleğinden geçmiş, feleğe eyvallah etmemiş yürekleri…

Dikkat ettiğim şey; Antalya’nın sosyal ve kültürel yaşamında yanlışlarını çokça gördüğümüz arkadaşların adlarının söyleşimiz içinde geçerken ikimizin de tedirgin olmasıydı.. Mehmet Tosun tarafından da yadırgananlar selamı sabahı kestiklerimdi… Demek ki aklın yolu birdi. Ve bence bu iyiye işaretti. Bizim gibilerin manifestosunda haine, puşta yer yoktu.

Yaşadıklarımızdı bizi titiz kılan. Ve o yaşadıklarımız, sağlam dostlarla sonsuza kadar yürümenin tecrübesini kazandırmakla kalmamış, çürüklere karşı da dikkatli olmamızı öğretmişti. Dosta güven esas, ama kontrol şarttı. Hayat hatayı affetmiyor, arkadaş ve dost hançerinin yarası iyileşmiyordu.

Bunun için arkadaşlık ve dostluklar emek ürünü olmalıydı. Sınanmalı, her sınavdan tertemiz çıkabilmeliydi.

İşte bu yoğun duygularla bir kez daha:

-Merhaba Mehmet Tosun! Diyorum.

-Merhaba sağdıç!

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...