Pazar, 15 Eylül 2019
Şahin AKÇAP

KIRMIZI DON


Yılbaşına kırk sekiz saat kala en ilginç ve şaşırtan röportaj Kanal D haberlerinde yayınlandı.

O habere geçmeden önce biraz söyleşelim istiyorum.

İnsanoğlu üzerindeki şansızlığı atmak, ölü toprağından silkinmek için çareler arar.

Kahvede oyun oynayan arkadaşlarınızın yanında oturduğunuzda şansı yaver giderse; çayını, kahvesini ısmarlar. Yok, eğer şansı yaver gitmiyorsa suratı asık, sesi çataldır. İçinden:

“Yahu kalkıp gitsene yanımdan kardeşim.” Diye konuşur. Hatta bazen:

“Bak bakalım dışarıda yağmur mu yağıyor?”diye dillenir.

Çare, şansı iyi olmayan arkadaşınızın yanından kalkmaktır.

Çok iyi kahvehane gözlemi yaparım.

Kapıdan içeri adım attığımda ve masalara şöyle bir göz gezdirdiğimde; kimin ne hal içinde olduğunu, evde ya da iş yerinde kavga etmişi, ekonomik koşullarda bunalmışı hemen fark ederim.

Pişticisinden, okeycisine; yanıkçısından, batakçısına her yüz; o an ki şans durumunu size kolayca hal ve hareketiyle, sözleriyle yansıtır

Anacığımız, rahmetli babamızın emekli olduktan sonra aldığı ikramiyeye, elde avuçtaki birikintisini katıp tepesi aynalı (sacdan çatı) ev yaptırdığında; eski evin pervazında çakılı duran at nalına kafayı takmış:

“O nal oradan alınıp, yeni evin kapısına çakıla.” Dediğinde biz evlatları:

“Ne alaka anacığım?” diye tepki göstermiştik.

Anadolu’da çocukların gözleri neden şehla ya da şaşıdır bilir misiniz? Beşiklerinin en tepesine asılan nazar boncukları yüzünden.

Nazar boncuğu ya da Maşallahlık zaten ülkemiz topraklarında yaşayan milyonlarca insanımızın vazgeçemediği uğur takılarındandır. Hem uğur getirsin, hem de kem gözlerden korusun diye takılır. Şimdilerde o takılar yaka altlarında saklanarak takılıyor.

Kahvedeki okeyci taşı gelmeyince şansızlığını sandalye değiştirmeye kadar götürürken, bu ülkedeki büyük çoğunluk nazar boncuklarıyla dört bir yanınızı kem gözlere siperlik eylerken, son zamanların yeni şans metası da vitrinlere asılan kırmızı kadın külotları oldu.

Yazının başında sözünü ettiğim Kanal D Haberi kırmızı donla ilgiliydi.

Haber merkezinin en ciddi muhabiri, kalabalık kaldırımda elindeki mikrofonu önüne çıkan her kadına uzatıp soruyordu:

“Kırmızı giyecek misiniz?”

Kadınlar önce şaşırıyor, sonra toparlanıp, yılbaşına birkaç gün kala vitrinlerde boy gösteren kadın donlarını anımsayarak:

“Neden olmasın.” Yanıtını veriyorlardı.

En ilginç söyleşi yaşı altmışlarda olan kadıncağızla oldu:

“Siz de giyecek misiniz?”

“Evet giyeceğim. Neden giymeyeyim ki.”

“Bari işe yarayacak mı?”

“? “

Son soru ilginçti ve kırmızı don birden şans metası olmaktan çıkıp, seks kışkırtıcısı meta olmuştu.

Sanırım bu soruya hem muhabir hem de yanıt vermekte şaşırıp kalan kadıncağız haberi izledikten sonra acı acı tebessüm etmişlerdir.

*

2009 yılına şöyle bir dönüp baktığımızda; yaşananların bizleri nasıl gerdiğini, kaygılara saldığını görebiliyoruz. Şahsen şokların yaşandığı güncelliklerde çok bunaldığımı söyleyebilirim.

Gelin biz kafalarımızı kırmızı dona takacağımıza, koca bir yılın muhasebesini yapalım ve de çıkmazlardan nasıl çıkılabilineceğinin, ağız dolusu nasıl gülüneceğinin planlarını yapalım.

2009 her açıdan olmasa da berbat mı berbat bir yıldı.

2010 güzel bir yıl olsun diyorsak, sisler ülkesi içine çekilmeye çalışılan yeryüzü cennetimizde cehennemi yaşamak istemiyorsak safları sıklaştıralım, kardeşlik türkülerini asla ama asla dilimizden düşürmeyelim. Şeytani tuzakların yemi olmayalım.

Her zaman söylediğim gibi…

Dünü unutmayacağız, bugünü yaşayacağız, yarını rastlantılara bırakmadan planlayacağız.

KARDEŞLİK TÜRKÜLERİNİN EGEMEN OLDUĞU NİCE GÜZEL YILLARA!

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...