Pazar, 15 Eylül 2019
Şahin AKÇAP

BU KALP SENİ UNUTUR MU DİZİSİ İLE DEĞİŞEN CADDE VE SOKAK İSİMLERİ


“Filanca kentimizin caddesine verilen Kenan Evren ismi değiştirildi.” haberine sıkça rastlamaya başladık.

On iki Eylül darbesinin liderinin adı ülkemizin dört bir yanından tasfiye ediliyor.

Acaba bu isim değiştirme kararlarını televizyonda yayınlanan “Bu kalp Seni Unutur mu” dizisi mi tetikledi?

Bilindiği gibi, On İki Eylül’ü konu alan birçok film yapıldı. Ama televizyonda dizi olarak yayınlanan “Bu Kalp Seni Unutur mu” dizisi en detaylı ve objektif olanı. O dönemdeki hiçbir sosyal acı gerçek göz ardı edilmiyor.

Metris ve Diyarbakır Cezaevlerinde yapılan işkence ve baskılara geniş yer verilince; dizinin izlenme oranı ikiye, üçe katlandı. Dolayısıyla, askeri darbenin kanattığı yaralar yeniden açıldı ve insanlar bir kez daha o günlerin yorumunu yapma gereğini duydu.

On İki Eylül’de Uşak’a eşimle el öpmeye gitmiştik. Zira darbe gününün bir ay öncesi evlenmiş, haftalar sonrası yolumuzu Uşak’taki anne ve babamıza, akrabalara düşürmüştük.

Uşak’a vardığımız günün ilk sabahı uyandığımızda; caddeler ve sokaklar sessizdi. Arada bir yapılan anonslarla halka ordunun, yönetime el koyduğu bilgisi veriliyordu. Sabah ezanı ile namaza kalkan rahmetli kayın pederim:

“İhtilal oldu.” Derken hem kaygılı hem de sevinçliydi. Kaygılıydı çünkü darbeler, ülke ilerlemesine sekte vuruyordu. Sevinçliydi, çünkü kardeşin kardeşi vurduğu günler sona erecekti.

Derken, hızla; bakkal, kahvehane, lokanta, eğlence yerlerinin duvarları Kenan Evren ve silah arkadaşlarının resimleriyle süslendi

Farklı parti sempatizanları ve her iktidarın yalakası olma refleksinden hiçbir zaman kurtulamayanlar birden askeri yönetimin şakşakçıları, fanatikleri oldu. (Bu şakşakçı ve goygoycular her devirde vardır.)

Ardından; gözaltılar, tutuklanmalar, işkenceler peş peşine geldi.

Kenan Everen üzerindeki askeri üniformaları çıkardı; giyimi, şapkası, bastonu, konuşmalarıyla Atatürk’ü taklit etmeye başladı. Ancak cezaevlerinden ortalığa yayılan baskı ve işkence haberleri, On İki Eylül öncesi kargaşasını sona erdireceği umut edilen askeri darbeyi gölgeledi, insan hakları örgütlerini ayağa kaldırdı.

Uşak’tan, Van’a dönerken yoldaki aramaları, sıkıyönetim koşullarındaki korku ve kaygıyı sözcüklerle anlatmaya… Van’a ulaştığımızda; Nazım Hikmet’in, Yaşar Kemal’in, Aziz Nesin’in kitapları da dâhil olmak üzere tüm kitaplarımızın, rahmetli babamızın yönlendirmesiyle, annemiz tarafından banyo sobasında yakılıp, çamaşır kaynatıldığını sanırım söylememe gerek yok. İçeridekiler işkenceden geçirilirken, darbe sendromu yaşayanlar ise, muhbir vatandaşların istihbaratı ile beslenen askeri darbe yönetimince ne zaman yakalanacaklarının korkulu saatlerinin gerilimini yaşadılar. Bu bekleyiş, cezaevinde olmaktan daha beterdi.

12 Eylül’ün acı ve sıkıntıları, öfkesi soldakiler ile sağdaki Ülkücülerin omuzlarına yıkıldı. Milli Görüşçüler her zaman olduğu gibi bu kez de paçayı kurtardı. Zira onlar; sağ ve sol çatışmanın olduğu yerlerde hep tarafsız olduklarını söyleyerek; suya, sabuna dokunmadılar. İlerleyen zaman içinde, yeşil sermayenin de desteğinde müthiş bir örgütlenme ile ve de cennetin anahtarının ellerinde olduğu söylemiyle ortaya çıkıp ; “Makyavelist” pardon “takkiyeci” yöntemleri doruğa çıkararak iktidarın yolunu tuttular.

Merhum Turgut Özal dönemi başladı. Özal’ın cesur ve kararlı girişimleri Serbest Pazar Ekonomisini yapıladı. Telekomünikasyonda atılan adımlarla Türkiye, Avrupa ülkeleriyle yarışır düzeye geldi. Ancak Özal’ın aile sorunları, çevresi saran çıkar gurupları sırtını dayadığı tarikat örgütlenmelerini Milli Görüş çizgisindeki siyasete yöneltti. Öyle ki, ailece Nakşibendî tarikatıyla anılan Özal’ın düşüşü bu özelliklerine rağmen durdurulamadı.. Bunu fark eden Özal, Cumhurbaşkanı olma seçeneğine sarıldı ve “Çankaya’nın şişmanı” olarak yüksek rakımlı tepeye çıktı.

Eleştirilecek yanları da oldu. .Sağlığındaki olumsuzluklar onu birdenbire kendi gözünde dev yaptı. Abuk sabuk konuşmalarıyla da gözden düşmeye başladı. “Atatürk Süpermen değildi.” , “Küçük Turgut.” Gibi yakışıksız

söylemleriyle karizmasını ciddi biçimde sarstı. Afganistan’daki savaştan kaçan Afganlılara ve İran ile Irak Savaşında; iki ara, bir derede kalan peşmergelere, ülkemizin önemli noktalarında toprak verilmesini sağladı..

Kenan Evren’in yaşarken adının verildiği ve yine yaşarken adının alındığı sokak ve caddelere bugünlerde yeni isimler veriliyor. Bu, 12 Eylül’e bir demokrasi yanıtıdır. Halkın iradesi yerine darbeyi tek seçenek görenlere anlamlı bir mesajdır. Demek ki; Atatürk’e tavırlarıyla, giyim, kuşamıyla ne kadar benzemeye çalışsa da, halkının gözünden kaçmayan olumsuz yanları onu cadde ve sokak levhalarında tutmayı sağlayamadı.

Kısacası; halkla bütünleşmeyen, halkın yaralarına mehlem olmayan iktidar sahipleri günü geldiğinde böyle alaşağı edilebiliyor, bir varmış bir yokmuş olabiliyorlar. Bu tarihe kayıt düşülecek bir ibret öyküsüdür.

Birer engizisyon versiyonu olan cezaevlerindeki işkencelerde sakat kalan ve hala yarım yaşayanların acı ve hüzün dolu duygularını da bakalım Bu Kalp Seni Unutur mu dizisi yansıtacak mı? Özal’ın ölüm nedenlerini irdeleyecek mi? Hani cesaretleri galebe gelse de; o günlerin yaratıcıları, bu dizinin bir bölümünde yer alarak:

“Şunları iyi yaptık, bunları da kötü. Halkımız ve yaradan bizi affetsin.” Özeleştirisini yapabilecek mi?

NOT: Antalya’da Bugün İnternet Sitesi yazarlarından Mehmet Tosun’un, Bu Kalp Seni Unutur mu başlıklı yazısını okurken hüzünlendim. Diziyi izleyen oğlunun uzaklardan babasını arayarak filmin öyküsüyle ilgili sorduğu soruya Sayın Tosun’un yanıtı ise yüreğimi burktu. Yukarıdaki yazdıklarımı okuduğunuzda aynı zaman diliminde Sayın Mehmet Tosun, Uşak’ta, gözaltındaymış. Rahmetli kayınpederimin Uşak’taki evi ile önünden geçtiğimiz Emniyet beş dakikalık mesafedeydi. Ne garip rastlantı değil mi? Bir TV dizisiyle, ortak düşünce ve duygular gün gelip böyle kesişebiliyor. O günleri unutturacak bir Türkiye’yi mutlaka yaratmalıyız.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...