Cumartesi, 7 Aralık 2019

Prof. Özdağ; ‘Saray Rejimi ile Devlet yönetilemez’

İYİ Parti İstanbul Milletvekili, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ Dostlar Platformu toplantısına konuk oldu

İYİ Parti İstanbul Milletvekili ve 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ; iktidara geldiklerinde ilk işlerinin Suriyelileri memleketlerine göndermek olacağını belirterek, Devletin her alanda kilitlendiğini dile getirip ‘Saray Rejimi ile Devlet yönetilemez’ dedi. Özdağ Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Atatürk’e saygısızlığı ısrarla sürdürdüğünü, Ateizm Propagandası yaparak Müslümanları bölmek istediği iddiasında bulundu. Prof. Özdağ , Çağı yakalamak için tek çözümün yeniden parlamenter sistem olduğunu dile getirdi.
Antalya Dostlar Platformuna beraberinde Antalya Milletvekili Hasan Subaşı ile 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü yönetim Kurulu üyeleri Selda Ecer ve Av. Onur Şahin’le birlikte katılan Prof. Dr. Ümit Özdağ, ‘Başkanlık Sisteminin kaçınılmaz Çöküşü’ başlıklı bir sunum yaptı.
Türkiye’nin yolsuzluk, israf ve üretimsizlikten önce yaşamakta olduğu en önemli krizin Suriyeli Sığınmacılar olduğuna dikkat çeken Ümit Özdağ, ‘Sorunun tek çözümü vardır. Suriyeliler geldikleri gibi memleketlerine geri dönmelidir. Çünkü iç savaş sona erdi. Suriye yeniden yapılanıyor’ dedi.
Türkiye’de halen 6,7 milyon Suriyelinin yaşadığını belirten Ümit Özdağ; ‘Devletin kayıtlarında 3,8 milyon Suriyeli var. 150 bin de TC vatandaşı olan Suriyeli. Bu rakamlar gösteriyor ki 1,5 milyon Suriyeli kaçak yaşıyor. Türkiye’yi bölmek için çalışanlar Alevi-Sünni kavgası çıkaramadı, Türk-Kürt kavgasını da beceremediler. Şimdi Arapları ülkeye getirerek iç savaş sevdasına girdiler. Türkiye’de kadınlarımızın doğurganlık oranı 1,7 iken Suriyeli kadınlarda bu rakam 5,3. Kilis’de Suriyeli Sayısı Türkleri geçti. Kilis Ticaret Odası Başkanı yakında bizi Suriyeli başkan temsil edecek diyor. Kavga çıkarıyorlar, öldürüyorlar. Her konuda ayrıcalıkları var. Bugüne kadar 40 milyar doların üzerinde para harcamışız.’ diye konuştu.
Geldikleri gibi gidecekler
Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türkiye’nin bu krizi ortadan kaldıracak gücü kalmadığını dile getirerek, şunları söyledi:
‘Suriyeliler için şimdi tampon bölgede konutlar yapmayı ve 2 milyon Suriyeli geri götürmeyi planlıyorlar. Suriye’de kontrolümüzde olan 120 kilometre uzunluğundaki bölgeye 2 milyon insanı sığdıramazsınız. Türkiye’de 25 yılın üzerinde bu devlete hizmet ederek, emekli maaşı ile geçinemeyenlerin evi yokken, sen Suriyelilere kendi toprağında kimin parası ile ev yapacaksın?’
Özdağ; iktidara geldiklerinde ilk işlerinin Suriyelileri geri göndermek olacağını dile getirerek, ‘Zorla da olsa bunu gerçekleştireceğiz. Kimsenin kuşkusu olmasın’ diye konuştu.
Halen Türkiye Günümüz Türkiyesi’nin gündemindeki konularla ilgili görüşlerini de açıklayan Özdağ, Saray Rejimi olarak adlandırdığı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin aksayan yönlerine dikkat çekerek şöyle dedi:
‘Bakanlığı tanımaktan çok uzak bakan yardımcıları var. Bakanla bakanlık birbirinden kopmuş durumda, ya da saraydan birileri arayıp ‘siz orada ne yapıyorsunuz’ diye soracak olursa Bakanlıkta zaten hassas dengeler üzerinde yürüyen işler bir anda duruyor’
Eskiden halkın taleplerinin milletvekilleri aracılığı ile bakanlara, bakanlardan da hükümete yansıdığını hatırlatan Özdağ; ‘Artık bakanların parlamento ile en ufak bir ilişkisi kalmadı. Milletvekilleri ile ilişkisi yok. Bırakın muhalefet milletvekillerini, iktidar milletvekillerine bile dönüp bakmıyorlar. Liyakat ilkesi tamamen terkedilmiş durumda’ dedi.
Bürokrasiyi cemaatler paylaştı
Devlet bürokrasisinin cemaatler ve tarikatlar arasında paylaştırıldığı bir dönem yaşadıklarını dile getiren Prof. Dr. Ümit Özdağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:
‘Tabi böylece bürokrasinin temel ilkesi olan akılcılık ilkesi de ortadan kalkmış durumda devlet çalışmıyor. Devlet kilitlenmiş durumda. Bu bir devlet krizi ne kadar sürer. Bu saray rejimi sürdüğü sürece bu devlet krizi de devam eder. Bu yöntemle devlet yönetilemez durumda’
Erdoğan’ın siyaset üslubu toplumu ayrıştırdı
Ülkenin yaşamakta olduğu ikinci büyük krizin milli birlik krizi olduğuna dikkat çeken Özdağ, bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştirerek; şöyle dedi:
‘Erdoğan’ın siyaset üslubu kontrollü gerilim, düşmanlaştırma şeklinde aşamalardan geçti. Kontrollü gerilim siyasette meşru bir yönetim şekli. Bunu birçok siyasetçi yapar. Ancak çok uzun süre devam ettirildiğinde toplumda ciddi ayrışmalar başlar… 2009 senesinden itibaren Türk toplumu güçlü ayrışma ve kamplaşma sinyalleri vermeye başladı. Erdoğan buna rağmen bu sert dili, ayrıştırma dilini devam ettirdi. Hatta düşmanlaştırma aşamasına vardırdı. Bunun sonucu toplumda bir tarafta Ak Parti’ye ya da ittifaka oy veren millet, diğer tarafta oy vermeyenler zillet şekline ulaştı
Tabii zaman zaman -hepimiz aynı gemideyiz, dış politikada birlik olmalıyız- diye ara söylemler duyduğumuz şeyler ama doğrusu milletin bir bölümü kendisine sürekli düşman muamelesi yapıldığını hissediyor. Bu muamele bugün de CHP ve İYİ Partililere yapılıyor. Muhalefete destek veren seçmene terörist yakıştırması Türkiye gibi Milli Birliğe çok ihtiyaç duyan bir ülkede milleti fay hatları boyunca ayrıştırıyor ve düşmanlaştırıyor. Devlet kurumunun da tarafsız değil, bütün kuruluşları ile iktidar yanlısı bir tavır alması bu krizi daha da ağırlaştırıyor. Antalya Valisi Devletin Valisi değil, uygulamaları ile Ak Parti’nin valisi gibi’
Diyanet İşleri Ataizm Propagandası yapıyor
Diyanet İşleri Başkanı ile geçenlerde ağır bir tartışma yaşadıklarını söyleyen Prof. Dr. Ümit Özdağ; ‘Bu tartışmanın nedeni var. Diyanet işleri başkanlığını ben Ataizm ve Deizm propagandası konusunda bu işi yapan derneklerden daha başarılı görüyorum. İslamin değil, Ataizm ve deizmin propagandasını yapıyorlar’ dedi. Bu Diyanet İşleri Başkanlığı döneminde Türkiye’de ateizm son bin yılda gelişmediği kadar geliştiğine dikkat çeken Özdağ; ‘ Yüzde 14’leri buldu. Birçok insan Cuma namazına gitmez oldu. Sebep camiye girdiğiniz zaman Allah’ın kulu olarak giriyorsunuz, ama girdiğiniz camide birden parti propagandası yapıldığını görüyorsunuz. Hem de en çirkin şekli ile. Muğla’da Kurşunlu Camiinde imam referandum sırasında şunu rahatlıkla söyleyebiliyor: -Eğer referandumda ‘Evet’ çıkarsa 1 milyon kişiye iş verilecek, iş arayanlar Cuma’dan sonra kapıda isimlerini ve adreslerini yazdırsınlar- O dönemde Diyanet İşleri Başkanı Kemal Görmez’di. -Kemal Görmez biraz gör artık- dedim. Bu rezalet kontrol dışına çıktı, siz Hz. Osman’ın katillerinin yanında yer alacaksınız, bu üslubunuzu devam ettirirseniz. Yani Müslümanların bölünmesine vesile olacaksınız, ki yaşadığımız da ne yazık ki bu’ diye konuştu.
Atatürk’e saygısızlık!..
Diyanet İşleri Başkanı’nın, Türkiye Devletinin kurucusu ve İstiklal harbimizin lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ‘ısrarla saygısızlık yapmaya devam ederek, adını anmayı reddettiğini de söyleyen Özdağ; ‘- Türk ordusu keşke yenilseydi-’ diye dua eden bir deliyi Diyanet İşleri Başkanının ziyaret etmesi, Türk Milletini ayrıştırmak için yapılan çabalardan biridir. Özetle bir Milli Birlik krizi de yaşıyoruz’ şeklinde konuştu.

3. Kriz Ekonomi

Türkiye’nin yaşamakta olduğu üçüncü krizin; Cumhuriyet tarihimizin en ağır ekonomik kriz olduğunu söyleyen Özdağ; ‘Bu kriz bir finansal kriz değil, aynı zamanda bir reel sektör krizi. 2003’den bu yana sürdürülen, Türkiye’yi üretimden koparan, geleceğini borç altına sokan ve Türk Milletinin çalışma etiğini yok eden ekonomi anlayışının sonucudur’ dedi.

Çağı yakalamak için yeniden Parlamenter sistem
Toplantının sonunda soruları yanıtlayan Prof. Dr. Ümit Özdağ; Parlamenter sisteme geri dönmeyi nasıl yapmayı düşünüyorsunuz? Ya da Başkanlık sistemi bir süre devam eder, sonra mı değiştirilir sorusuna yanıt veren Özdağ; ‘Bunun çeşitli boyutları var. Birincisi Erdoğan bunu kabul edebilir. Çünkü onlar da görüyorlar ki sistem yönetilebilir bir sistem değil. İkinci kendisini yüzde 51’e baskı altında mahkûm etti. Bu iki temel saik o’na Parlamenter sisteme dönelim’ dedirtebilir. Eğer sisteme dönme konusunda bir karar geliştirirse, İYİ parti Genel Başkanı sayın Akşener çağrıda bulundu ve böyle bir süreci destekleriz diye. Parlamentoda otururuz tekrar bir Anayasa yaparız. Referanduma gerek kalmaz. Ve yeniş Anayasa ile parlamenter Demokrasiye döneriz. Yok, hayır bu olmazsa ilk seçim başkanlık sistemi olur Erdoğan kaybeder, Erdoğan kaybettikten sonra Parlamenter sistemi herkes kabul eder, başta Erdoğan’ dedi.
Başkanlık sistemi iktidara gelirseniz bir süre daha devam etmeli mi? Şeklindeki bir soruya da şu şekilde yanıt verdi:
‘Başkanlık sistemi bir süre devam eder diyenler var. Fakat kontrolsüz güç güç değildir. Yani kimin eline verirseniz verin bu gücü bir şekilde istismara müsaittir. Onun için biz sağlıklı bir Demokrasiyi, kuvvetler ayrılığını halka verdiğimiz sözün arkasında olarak gerçekleştirmeliyiz. Bugünkü düzen, düzen değil. Astığı astık kesiği kestik hiçbir kimseye hesap vermeyen ve üstelik Türkiye’yi baskılara açık hale getiren bir rejim. Herkes farkında ki Erdoğan’a baskı yaparlarsa sonuç alırlar. Çünkü kararı Erdoğan veriyor. Oysa Kuvvetler ayrılığında parlamentoya atma hakkı vardı. Türkiye gibi ülkeler için parlamentonun bir de milli güvenlik boyutu var. Son 20 yılda ABD’nin askeri müdahalede bulunduğu devletleri inceleyin bir tane parlamenter Demokrasi yok. Hepsi başkanlık sistemi ile yönetiliyor. Çünkü başkanlık sistemi Amerikalılara psikolojik operasyon imkânı veriyor, saldıran önce burası diktatörlük diye Parlamenter sistemde kolay kolay diktatörlük çıkaramazsınız, ama başkanlık sisteminden çıkarırsınız’
Erken seçim olmaz
Hükümetin Sonbahar’da bir erken seçime gidi gidemeyeceği yolundaki bir soruyu da; ‘gidebileceğini ben sanmıyorum. Çünkü şartlar istedikleri gibi gelişmiyor. Erken seçim için iki şey gerekir. Birincisi Suriye’de bir başarı elde edilmesi lazım bu yok. İkincisi ekonomi. En az yüzde beşlik bir büyüme yakalamaları lazım, bu da mümkün görünmüyor. Biz İYİ Parti olarak Devlet krizini aşmamızı sağlayacak olan çalışma içindeyiz. Birincisi parlamenter düzene dönüş için yapacağımız çalışmalar, bunlarla ilgili Anadolu’nun çeşitli illerinde çalıştaylar programını başlatıyoruz. Önümüzdeki ay Mersin’de ilk çalıştay başlayacak. İkincisi Suriyeli sığınmacıların geri dönüşü ve ekonomik yapılanma bunlar içiçe geçmiş durumda, bu konuda da önümüzde ay çalıştaylara başlıyoruz. İyi parti reçeteyi halkın önüne koyacak’ şeklinde yanıtladı.
Hasan Subaşı; Kimse Türk Milletini yabana atmasın
Toplantıda kendisine yöneltilen bir soruyu yanıtlayan İYİ Parti Antalya Milletvekili Hasan Subaşı, ‘Kimse Türk halkını yabana atmamalı 82 milyon halk, birikimleri ile dinamikleri ile kültürü ile devlet yapısı ve gelenekleri ile her şeyi yapmaya muktedirdir. Bu halkın önünün açılması gerekir, kilitlerin açılması gerekir iYİ Parti’nin görevi budur. Kilitleri açmaktır. Yoksa hiçbir partinin elinde sihirli reçete yoktur. Parlamenter sistemde erkler ayrılı vardır, halk vardır, denetleme vardır. Bunun yolu erkler ayırımı, sağlıklı bir parlamenter sistemidir’ dedi.
Bugün büyükşehirler iktidarın elinden çıkmışsa İYİ Parti yüzündendir. Bu işaret halk geliyor. Bizim görevimiz halkın enerjisini, katkı ve katılımını harekete geçirmekten geçer. Parlamenterlerin görevi sihirli reçetelerle toplumu kalkındırmak değildir, bunun yolunu açmaktır. Biz kadrolarımızla Türkiye’nin önünü açmaya hazırız’

Yorum yap