Perşembe, 18 Nisan 2019
 “Veri koruma, toplumsal kültürün parçası olmalı”

“Veri koruma, toplumsal kültürün parçası olmalı”

Veri Koruma Günü Konferansında konuşan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Sosyal medya mecraları, insanların her türlü kişisel verilerini, ilgi alanlarından beğenilerine, hayat görüşlerinden sosyal çevresine kadar her türlü bilgiyi topluyor. Her türlü kişisel veriyi belirsiz amaçlar için toplayan depolayan sosyal ağlar, konu suç ve suçluyla mücadeleye geldiğinde anonim kimlikler hakkında bir dijital liman oluyor” dedi.

Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir, “Dijital çağda başarılı olabilmek için gereken en önemli kriterlerden biri veri koruma kültürüdür. Bu kültürü; başta kendimiz olmak üzere bireysel, kurumsal ve toplumsal kültürün bir parçası olacak şekilde aşılamalıyız” dedi.

Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Veri Koruma Günü Konferansına ev sahipliği yaptı. 28 Ocak Veri Koruma Günü nedeniyle düzenlenen konferansta alanında uzman akademisyenler ve bürokratlar veri güvenliğinin önemine dikkat çektiler. Konferansın açılış konuşmasını yapan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, verilerin silah gibi kullanıldığı bir çağda yaşadığımızı belirterek,
“Çağımızda en önemi güçlerden biri bilgidir. Günümüzde bilginin üretimi de bilgiye erişim de geçmişte hiç olmadığı kadar kolaylaşmıştır. Bilgi tekellerinin yıkılması, yani bilginin demokratikleşmesi, toplumların demokratikleşmesini de hızlandırdı. Bilişim teknolojilerinin sunduğu fırsatlar hayat tarzımızı ve alışkanlıklarımızı da sarsıcı biçimde değiştirdi.
Tüm bu gelişmeler kendine özgü tehdit ve zorlukları da içinde barındırmaktadır.
Bilginin bir silaha dönüştüğü, silah gibi kullanılabildiği bir çağda yaşıyoruz” diye konuştu.

Belirsiz amaçlar için bilgi depolanıyor

Verinin günümüzde en değerli madene dönüştüğünün altını çizen Bakan Gül, “Veri madenciliği, büyük veri, yapay zeka gibi kavramlarla son zamanlarda çok yakından tanıştık. Tüm bu teknolojik gelişmeler veri güvenliğini de esaslı bir problem olarak karşımıza çıkardı. Dünyada milyonlarca kişinin dahil olduğu sosyal medya mecraları, insanların her türlü kişisel verilerini, ilgi alanlarından beğenilerine, hayat görüşlerinden sosyal çevresine kadar her türlü bilgiyi topluyor ve depoluyor. Her türlü kişisel veriyi belirsiz amaçlar için toplayan depolayan sosyal ağlar, konu suç ve suçluyla mücadeleye geldiğinde anonim kimlikler hakkında bir dijital liman oluyor. Terör propagandasının, şiddet, nefret dilinin itibar ve koruma göreceği hiçbir alan bulunmamalıdır” dedi. Bakan Gül, sözlerinin devamında şunları söyledi:

Mücadele etkin olarak sürüyor

“Teknolojinin sağladığı imkânlar, özel hayata dair mahremiyet ihlallerinin, itibar suikastlarının imkân ve kolaylığı haline dönüşmemelidir. Tipik bir terör örgütü olarak veri madenciliği ve istihbarata özel bir önem veren FETÖ’nün geçmişteki hukuk dışı saldırıları bu anlamda Türkiye için çok özel bir tecrübe oldu. Doğrunun yanlışla, enformasyonla dezenformasyonun iç içe geçtiği hukuk dışı operasyonlar, kişilere ait bilgilerin hukuk dışı yollarla ele geçirilmesi, kişisel mahremiyet sorununu kat kat kriminal aktiviteye çevrildiği ve ahlaki çürümeye şahit olduğumuz olayları hep beraber yaşadık. Delil üreterek kumpaslarla kişilerin hayatını zehir etmekten hiçbir şekilde haya etmeyen bu yaklaşım hiçbir şekilde hukuk devletinin koruyacağı bir tutum değildir. Mücadelemiz de etkin olarak sürmektedir.”

Kişisel verinin korunması, kişinin korunmasıdır

Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir, “28 Ocak 1981 tarihinde ülkemizin de taraf olduğu, 108 Sayılı “Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Şahısların Korunmasına Dair Sözleşme” imzaya açıldığı ve 2007 yılında, Avrupa Konseyi’nin bu günü Avrupa Veri Koruma Günü olarak ilan ettiğini söyledi. Türkiye’de 2016 yılından itibaren 28 Ocak Veri Koruma Günü’nün kutlandığını belirten Faruk Bilir şunları söyledi:
“Kanunun ve Kurumumuzun isminden de anlaşılacağı üzere buradaki temel amaç, kişisel verilerin korunmasıdır. Kişisel verilerin korunması ise kişinin veri güvenliğinin sağlanması yoluyla özel hayatın gizliliğini güvence altına alarak aslında verinin ilişkili olduğu kişilerin korunmasıdır. Başka bir ifadeyle Kişisel verilerin korunmasının özünde kişinin korunması ilkesi bulunmaktadır. Kişisel verilerin, usul ve esaslara uygun bir şekilde işlenmesi ve kişilerin kendi verileri üzerinde söz sahibi olması, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun önceliklerinden biridir. 2018 Yılı Küresel Risk Raporu’na göre dünyadaki en önemli ikinci küresel risk, veri güvenliğine karşı yürütülen faaliyetlerdir. Bu çerçevede ilgili kişilerin ve veri sorumlularının, kişisel veri güvenliğinin öneminin her geçen gün daha da arttığı bir dünyada, yeterli önlemleri alıp almadıklarını düşünmeleri gerekmektedir.”

KVKK veri koruma kültürünün temelini attı

Dijital çağda başarılı olabilmek ve arzulanan dijital dönüşümün sağlanabilmesi için gereken en önemli kriterlerden birinin de; KVKK’nın temelini attığı veri koruma kültürü olduğunu söyleyen Faruk Bilir, “Bu kültürü; başta kendimiz olmak üzere çocuklarımıza, gençlerimize, özel sektöre ve kamu kesimine, bireysel, kurumsal ve toplumsal kültürün bir parçası olacak şekilde aşılamalıyız. Bu sayede, veri koruma kültürünün büyümesine ve gelişmesine katkı sağlamalıyız. Şunu da ayrıca ifade etmek isterim ki; teknolojiden soyutlanmış bir hayat düşünülemez. Büyük veri, yapay zeka, nesnelerin interneti, Blockchain teknolojisi, dijital dönüşüm ve endüstri 4.0 gibi kavramların hayatımıza girdiği bir noktada kendimizi bu gelişmelerin dışında tutamayız” dedi.

Faruk Bilir, “Veri güvenliğinin alt başlıklarından olan siber güvenlik ve dijital güvenlik ile endeksli bir veri temelli ekonomide, ülkemiz dünyadaki yerini alacaktır.
Kişisel verilerin korunması teoriden uygulamaya geçirilmelidir. Kişisel verilerin korunması, kurumların organizasyon yapısının ve kurumsal kültürünün bir parçası olmalıdır. Ancak bu şekilde kanunlara ve kurallara gereken uyum sağlanacaktır” diye konuştu.

Verilerin toplanması tehlikeleri de beraberinde getiriyor

Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Uslan da, “Toplanan verilerin işlenmesi gerçek kişilere kurumlara ve araştırmacılara önemli fırsatlar sunarken, beraberinde yeni tehditleri, tehlikeleri ve sorumlulukları da getiriyor” dedi. İbrahim Uslan şöyle devam etti:
“Kişileri doğrudan veya dolaylı olarak tanımlayan kişisel verilerin de paylaşılan verilerin arasında olması, koruyucu tedbirlerin alınmasını zorunlu hale getiriyor. Üniversitemizde siber güvenlik alanında çalışma yapan büyük bir ekip var. Ülkemizde bu alanda en çok çalışma yapan üniversite Gazi Üniversitesidir. Ülkemizde kamu üniversiteleri içinde büyük veri laboratuvarını kuran ilk üniversiteyiz. Kişisel verilerin korunması kapsamında ülkemizde hukuk fakülteleri haricinde lisans seviyesinde ilk dersi açan üniversite olduk. Veri anonimleştirme konusunda projeler üretiyor ve doktora öğrencileri yetiştiriyoruz. KVKK ile yaptığımız protokol ile kişisel verilerin korunması konusunda eğitim, öğretim faaliyetleri ve işbirlikleri yapıyoruz” diye konuştu.

Yorum yap