Perşembe, 19 Temmuz 2018
Türkiye, kanserle mücadelede dünya seviyesine ulaştı

Türkiye, kanserle mücadelede dünya seviyesine ulaştı

Kanser vakalarının 2035 yılına kadar yüzde 70 oranında artacağı tahmin ediliyor. Yaşamını yitiren altı kişiden birinin, kanser hastalığı sebebiyle hayatını kaybettiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi uzmanları, “Dünya kanserle mücadelede ‘hastaya özel tedavi’ ve ‘aşı’ yönteminin sonuçlarına yoğunlaşıyor. Avrupa Kanser Enstitüleri Birliği’nden aldığımız OECI akreditasyonuyla kişiye özel tedaviyi dünya standartlarında uyguluyoruz” açıklamasında bulundu.

Kanser hastalığı her yıl 8,8 milyon insanın yaşamını yitirmesine sebep oluyor. Dünya, kanserle mücadelede ‘hastaya özel tedavi’ yöntemini tartışırken; Anadolu Sağlık Merkezi, Türkiye’nin kanserle tedavi standartlarını dünya seviyesine çekti. Avrupa Kanser Enstitüleri Birliği’nin hazırladığı tüm şartları yerine getiren Anadolu Sağlık Merkezi, Türkiye’de ve bu coğrafyada OECI akreditasyonunu alan ilk ve tek klinik kanser merkezi oldu.

Kemoterapi ihtiyacı her yıl azalıyor
Kanserde medikal anlamdaki son dönemdeki en önemli gelişmelerin kanser aşıları ve immünoterapi olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi’nden Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, “Özellikle hedefe yönelik tedavi ve immünoterapi alanındaki gelişmeler umut veriyor. Her gün yeni hedefler saptanıyor ve bunlara yönlendirilmiş moleküller sentezleniyor, bunlara yönelik tedaviler, ilaçlar geliştiriliyor” dedi. İmmünoterapinin kemoterapiyi tamamen ortadan kaldırmasa da önemli ölçüde rolünün azalmasına neden olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Serdar Turhal, “Her yıl kemoterapi ihtiyacı bu tedaviler sayesinde azalıyor. Kemoterapi kanserin büyümesi, gelişmesi ve ilerlemesini durdurucu tedavi yöntemleri olarak kullanılıyor. Ama immünoterapi ve hedefe yönelik tedavi kullanımı arttıkça kemoterapi daha az kullanılmaya başlandı. Bunlar tümöre özel tedaviler olduğu için sağlıklı hücrelere daha az etkili ve yan etkiler de daha az oluyor” dedi.

Kanser daha kanda dolaşırken çok küçük boyutlarda saptanabiliyor
İmmünoterapiye ek olarak bir diğer gelişmenin de gen tedavisi olduğunun altını çizen Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, gen tedavileriyle kanseri ortaya çıkaran onkogenin fonksiyonunun engellenebildiğini söyledi. Ayrıca likit biyopsi (CTC ve ctDNA) tetkikleri sayesinde de kanserin bir yere yerleşip henüz kitle haline gelmeden kanda dolaşırken, çok küçük boyutlardayken saptanabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Turhal, “Bu işlemi biz daha çok zor bölgelerden tekrar biyopsi ihtiyacını azaltmak için yapıyoruz. Bunun tespiti de önümüzü çok açıyor ve kanser kitlesine ulaşamasak bile kandan aldığımız örneklerle kanserin moleküler yapısına, hedeflerine ulaşabiliyor ve tedaviyi yönlendirebiliyoruz” açıklamasında bulundu.

Kanser aşıları umut vaat ediyor
Son dönemde kanser aşılarının umut vaat ettiğini söyleyen Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, “Aşılar kanseri önleyebildiği gibi kanser hücrelerini de ortadan kaldırabiliyor. Günümüzde etkin olarak kullanılan kanser aşıları var” dedi. Kanser aşılarının bazılarının kanser oluştuktan sonra tümörü yok etmeye yönelik kullanılan aşılar olduğunu belirten Prof. Turhal, “Bu aşı, tüm akciğer kanserlerinin yüzde 85’ini oluşturan ‘Küçük Hücreli Olmayan Akciğer Kanseri’ ileri evre hastalarının tedavisinde araştırılıyor. Küba ve Arjantin’de bu aşı, akciğer kanseri dışında, meme kanseri ve beyin tümörünün tedavisinde de kullanılıyor” açıklamasında bulundu.

Yaşam süresi uzuyor, yaşam kalitesi artıyor
Radyoterapinin kanser tedavilerinin önemli parçalarından biri olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Radyasyon Onkolojisi Bölümü Direktörü Prof. Dr. Hale Başak Çağlar, “Özellikle son yıllarda önemi daha da artan radyocerrahi uygulamaları artık kısa sürede, etkili ve yan etkisiz bir şekilde gerçekleştirilebiliyor” dedi. Prof. Dr. Hale Başak Çağlar, radyoloji alanındaki gelişmeler sayesinde yaşam süresinin uzadığını ve yaşam kalitesinin arttığını vurguladı.

Akıllı radyoterapi gibi kişiye özel tedaviler önem kazanacak
Radyoterapide eskiye oranla hastada daha az yan etkinin meydana geldiğinin altını çizen Prof. Dr. Hale Başak Çağlar, yakın gelecekte artık hastaya özel tedavilerin daha çok önem kazanacağını söyleyerek, “Akıllı radyoterapi yöntemleri ile tümörün genetik özelliklerine göre kişiye özel ışın tedavileri önümüzdeki yıllarda daha çok gündeme gelecek ve tartışılacak” diye konuştu.

Türkiye’nin ilk klinik kanser merkezi Anadolu Sağlık Merkezi oldu
Anadolu Sağlık Merkezi’nin Avrupa Kanser Enstitüleri Birliği’nden OECI akreditasyonu alan Türkiye’deki ilk klinik kanser merkezi olduğunu anlatan Anadolu Sağlık Merkezi OECI Koordinatörü Prof. Dr. Hüseyin Baloğlu, “Öngörülen şartların tamamını karşılayan Anadolu Sağlık Merkezi, Türkiye ve yakın coğrafyada bu akreditasyona sahip ilk ve tek klinik kanser merkezi (CCC) unvanını taşıyor” dedi. Bu sertifikanın Türkiye açısından da büyük önem taşıdığının altını çizen Prof. Dr. Hüseyin Baloğlu, “OECI sertifikası, tüm hizmetlerimizi dünya standartlarına konumlandırıyor. Süreç hastamızın hastanemizle kurduğu ilk kontakla başlar, tanı standartları ve her hasta için multidisipliner tümör kurullarında alınan tedavi uygulamalarının uluslararası protokollere uyumun takibi yapılır, tedavi sonuçları takip edilir. Aldığımız bu akreditasyonla Anadolu Sağlık Merkezi’nin OECI tarafından belirlenmiş standartlarda kanser tanısı ve tedavisi uyguladığı tescillendi. Diğer merkezlerden bizim kurumumuzu ayıran en önemli fark da burada” açıklamasında bulundu.

‘Hastaların yönettiği hastane’
Kanserin hastaların yaşam kalitesini ve süresini etkileyen bir hastalık grubu olduğunu söyleyen Kalite ve Hasta Güvenliği Direktörü Dr. Hişam Alahdab, “Kanser tanı ve tedavisinin doğru bir şekilde zamanında ve kanıta dayalı yapılması hem yaşam kalitesini hem de süresini etkiler. Hastalar hastalık belirtilerinin yanı sıra psikolojik ve sosyal yüklerle de baş ederler” dedi. “OECI akreditasyonu ile Anadolu Sağlık Merkezi Onkoloji programı: Kanıta dayalı, hasta odaklı ve multidisipliner bir kanser programı olduğu, kapsamlı ve bütüncül bir bakış açısı ile çalışan bir merkez olduğu, ölçülebilir, takip edilebilir ve sürekli iyileştirilen bir program olduğu için tescillendi” diye ekledi.
Dr. Hişam Alahdab ayrıca Anadolu Sağlık Merkezi’nin ‘İnsan Odaklı Bakım’ prensibini yaymak için dünya çapında sağlık kurumlarıyla iş birliği içerisinde olan sivil toplum örgütü Planetree’den bronz akreditasyonu alan Türkiye’deki ilk hastane olduğunu vurgulayarak, “Hizmet verdiğimiz hastalara kulak vermenin yanında onları danışmanlarımız olarak konumlandırıyor ve ‘hastaların yönettiği bir hastane’ olma yolunda ilerliyoruz. Hasta ve ailelerle tek taraflı iletişim şeklinde değil, iş birliği ve ortaklık içerisinde ilişkiyi esas alan yaklaşımı benimsiyoruz.  Buna bağlı olarak, hizmet kalitesinin daha yükseklere taşıyor ve hastaların güvenliğini ve memnuniyetini daha iyi sağlıyoruz. Bu doğrultuda attığımız adımların da ‘Planetree akreditasyonu’ ile ödüllendirilmesi bizi mutlu etti” diye konuştu.

Yorum yap