Avrupa Hipertansiyon Derneği 2. Başkanı Prof. Dr. Serap Erdine, doktor kontrolünde kullanılmayan dil altı haplarının ölümle sonuçlanabileceğini söyledi. 
Avrupa Hipertansiyon Derneği tarafından düzenlenen, 2. Akdeniz Hipertansiyon ve Ateroskleroz Kongresi Antalya´da başladı. Kremlin Palace Otel´de 3 Nisan´a kadar devam edecek kongre bünyesinde basın toplantısı düzenleyen uzmanlar, hipertansiyona ilişkin önemli bilgiler verdi. Avrupa Hipertansiyon Derneği 2. Başkanı Prof. Dr. Serap Erdine, Genel Sekreteri Prof. Dr. Reneta Cifkova, eski başkanlar Gluseppe Mancia ve Pieter Van Zwiten´in gerçekleştirdiği ortak basın toplantısında, günümüzde hipertansiyon riskleri masaya yatırıldı. Günümüzde sıkça kullanılan dil altı haplarının tek başına kullanılmaması gerektiğine dikkat çeken Dernek 2. Başkanı Prof. Serap Erdine, dil altı haplarının ölüme dahi yol açabileceğini aktardı. Ülkemizde, dil altı haplarının hasta ve hekim tarafından zaman zaman suistimal edildiğini belirten Erdine, ´Kan basıncı çok yüksek olmasa bile hastalar, dil altı haplarını evlerinde tek başlarına alarak, tansiyonlarını düşürüyorlar. Ancak kan basıncının aniden düşürülmesi, beyin dolaşımı ve kalbi besleyen damarlarda, sorun çıkardığı için ölümlere kadar uzanan sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Dil altı hapları hekim kontrolünde kullanılmalı. Tansiyonun hangi sürede düşürülmesi gerektiğine hekim karar vermeli.´ dedi. Türkiye´de hipertansiyon kontrol oranının yüzde 14´de kaldığını belirten Prof. Erdine, beslenme alışkanlıklarının da Akdeniz diyetine göre düzenlenmesi gerektiğinin altını çizdi. Prof. Erdine, yapılan bir araştırmaya göre, düşük kiloda ve prematüre doğan bebeklerin, ileride tansiyon riskinin çok daha yüksek olduğunu açıkladı. Beslenme alışkanlıklarının değişmesi, hareketsiz yaşam, kilo artışı gibi faktörlerin tansiyon riskini artırdığına dikkat çeken Serap Erdine, konuşmasını şöyle sürdürdü: ´Yüksek tansiyonda tedavi kadar, önlem almak da önemli. Ailede hipertansiyon varsa, çocuklarda görülme oranı yüzde 50´lere çıkıyor. Karadeniz bölgesindeki, akraba evliliklerinin fazlalığı daha büyük bir risk.´ Avrupa Hipertansiyon Derneği Eski Başkanı Giuseppe Mencia, yüksek tansiyonun düşürülme süresinin hastadan hastaya farklılık gösterdiğini belirtti. Çok kısa sürede tansiyonu düşürülmesi gereken acil vakaların dışında tansiyonun, haftalara, aylara yayılarak düşürülebileceğini belirten Mencia, ´Hafif hipertansiyonlar, eşlik eden risk faktörleri de yoksa, zaman içinde, hatta aylara yayılarak düşürülebilir. Ancak yüksek riskte fazla beklememek gerekiyor.´ diye konuştu. Prof. Mencia, yüksek tansiyonda hedefin, 130-180 altında hedeflendiğini, ama bu düzeye ulaşmanın zor olduğunu da belirtti. Mencia, yüksek tansiyon hastalarının 30-40 yıl ilaç kullanmak durumunda olduğunu ve bir süre sonra ilacı zehir olarak gördüğünü vurguladı. Dernek Genel Sekreteri Reneta Cifkova ise gebelikte yüksek tansiyonla alakalı bilgi verirken, hipertansiyonun ilk gebelikte görülme sıklığının yüksekliğine dikkat çekti. Özellikle birinci gebelikte hipertansiyonun daha sık görüldüğüne vurgu yapan Cifkova, ´Ayrıca, gebelik bir başka eşten olacaksa, risk yeniden ortaya çıkıyor. Bir kadın ilk kocasından ikinci defa hamile kalıyorsa hipertansiyon riski çok azdır. Fakat ikinci kocasından ikinci çocuğunu yapıyorsa hipertansiyon riski yeniden üst seviyelere çıkar. Çünkü, yeni eşin aile hikayesi de riski artıran bir neden olarak görülüyor.´ dedi. Tüm gebeliklerin yüzde 6- 8´inde hipertansiyon görüldüğünü belirten Cifkova, gebeliğe bağlı hipertansiyonun tedavisinin zorluğuna dikkat çekti. Cifkova, ´Gebeliğe bağlı hipertansiyonlarda, organların beslenme bozukluğuna bağlı olarak, sorunlar ortaya çıkabiliyor. Bunun önceden tahmini oldukça güç ve daha çok ilk gebeliklerde ortaya çıkıyor. Gebenin ya da eşinin ailesinde, hipertansiyon varlığı gebelikte hipertansiyonun çıkmasında etkili. Anne ve bebekte ölüme kadar ulaşan sonuçlar doğurabiliyor, Bebeğin, ölü doğumu ya da erken doğumu olduğu gibi anne için de inme riski ortaya çıkabilir.´ diye konuştu.