Siyaset "Malını nerden kazandın, nereye harcadın?"
18.05.2010

Anadolu Gençlik Derneği Antalya Şubesi Çalışan Gençlik Komisyonu tarafından düzenlenen “helal Kazanç ve alınteri” konulu konferansta İlahiyatçı Yazar Mehmet Talu konuştu.

Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odası Konferans Salonu’nda yapılan konferans Kur’an-ı Kerim okunmasıyla başladı. Daha sonra AGD Tanıtım Filmi izlendi. 15 mayıs 1999 günü vefat eden Milli Gençlik Vakfı Şehid Genel Başkanı Adnan Demirtürk’ü anma filmi gösterildi ve Fatihalar okundu.
“Helal kazanç ve alınteri insani ve İslami bir vazifedir.”
Açılış konuşmasını Anadolu Gençlik Derneği Antalya Şube Başkanı Ersan Bilgin yaptı. “Helal kazanç ve alınteri huzurlu ve mutlu bir toplum için çok önemlidir” diyen Ersan Bilgin konuşmasında şunları söyledi: “Anadolu Gençlik insanlığımızı ve fıtratımızı yani o Rabbimiz’in yarattığı tertemiz doğal halimizi hatırlama ve hatırlatma gayretindedir. Önce ahlak ve maneviyat şuuru için helal kazanç ve alınteri çok önemlidir. Helal kazanç ve alınteri insani ve İslami bir vazifedir. Bu konferansımızı tertip eden Çalışan Gençlik Komisyonumuza, konuşmasıyla bizleri bilgilendiren ve feyizlendiren asrımızın büyük fıkıh alimi Mehmet Talu Hocamız’a ve siz kıymetli misafirlerimize hoş geldiniz diyor, teşekkür ediyorum. Bu vesile ile 11 yıl önce şehid düşen merhum Genel Başkanımız Adnan Demirtürk Abeyimizi rahmetle, gıpta ve hasretle anıyoruz.”
Dünya ve ahiret dengesi
“Dinimiz, âhirete öncelik verilmesini esas almış ise de, müntesiplerinden dünyayı ihmal etmemelerini de talep eder. Dünyanın ihmal edilmemesi; maişetimiz için maddî kazanca, dünyevî kazanca yer verilmesi demektir. İslam’da her iki âlemde de mutluluğa erişmek için dünya ile âhiretin gereklerine uyulması emrediliyor. Ne dünyadan el-etek çekmek ve ne de dünya nimetlerine taparcasına bağlılık, gerçek mutluluğun yolu olarak gösterilmiyor. Dinimiz kazanç konusunda "nötr" bir yaklaşım getirmiyor. Bunun yerine, helal kavramını merkeze alarak meşru-helal bir yoldan kazanç sağlamayı emrediyor.” diyerek sözlerine başlayan çağımızın büyük fıkıh alimi ilahiyatçı yazar Mehmet Talu Hocaefendi, “Anadolu Gençlik’in organizasyonuyla 30’dan fazla yerde 3 ay içinde çok önemli bir mevzu olan “helal kazanç” konulu konferans vermek nasib oldu. Bu vesile ile Anadolu Gençlik yöneticilerine teşekkür ediyor, hep birlikte daima madden ve manen desteklememiz gerektiğini belirtiyorum “dedi.
"Kazanç aramak her Müslüman üzerine bir farzdır."
Mehmet Talu Hocaefendi sözlerine şöyle devam etti: “ Müslümanlıkta kesb, yani kazanç sahasına atılmak, esasen bütün müslümanlara ait, pek ehemmiyetli bir vazifedir. Abdullah b. Mes'ud (R.A.)'dan rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) efendimiz şöyle buyurdu: "Kazanç aramak her Müslüman üzerine bir farzdır." Çünkü herhangi bir Müslüman, mükellef olduğu vazifeleri ancak kazanç sayesinde yerine getirebilir. Bu vazifelerin yapılması kuvvet ile sıhhate bağlıdır. Kuvvet ve sıhhat ise, gıdaya ve diğer hususlara bağlıdır. Gıda ve diğer hususlar ise, ancak kazanç vasıtasıyla elde edilebilir. Bu sebeple kazanç meydanına atılmak da mühim bir vazifedir, bir farzdır. Şöyle ki: Herhangi bir Müslüman için kendi nefsini ve nafakaları üzerine lâzım gelen kimseleri geçindirmeye ve borçlarını ödemeye yetecek miktar helâlinden kazançta bulunmak bir farzdır.
“Salih mal, salih insan için ne güzeldir."
Fakirlere yardım, gariplere iyilik yapmak için yeterli miktardan fazla kazanç, övülmüştür, güzel görülmüştür. Böyle bir kazanç nafile ibadetten daha faziletlidir. Çünkü bunun faydası başkalarına da dokunmaktadır. Amr b. Âs (R.A.)'dan rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) efendimiz şöyle buyurdu: "Ey Amr! Salih mal, salih insan için ne güzeldir." Halka karşı kibirlenmek ve övünmek için yapılan kazanç haramdır. Hatta helâl bir yoldan yapılmış olsa bile. İnsanlara karşı servetiyle, mevkii ile çalım satan kimseler, yarın ahirette Hak Tealâ Hazretleri'nin gazabına uğrayacaklardır. Mal ve mülk helâl yoldan kazanılmalı ve meşru şekilde harcanmalıdır.
“Kıyamet gününde, şu beş şeyin hesabı sorulmadıkça…”
Unutmayalım ki kıyamet gününde hesap haktır. İnsanların kıyamet gününde, hesaba çekilecekleri hususlardan biri de mal'dır. Abdullah b. Mes'ud (R.A.)'dan rivayete göre, Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurdu: "Kıyamet gününde, şu beş şeyin hesabı sorulmadıkça, hiçbir insanın ayağı Rabbisinin katından ayrılamayacaktır, kıpırdayamayacaktır. 1- Ömrünü nerede tüketti? 2- Gençliğini nerede yıprattı? 3- Malını nereden kazandı? 4- Malını nereye harcadı? 5- Bildiği, öğrendiği konularda ne gibi işler yaptı? " Görüldüğü üzere sorulan soruların üçüncüsü ve dördüncüsü de maldır. Binaenaleyh o malı nereden ve nasıl kazandın; haramlardan mı; hırsızlık veya eşkiyâlık yapıp ta mı veya faizlerle mi? Veya ihtikârlarla mı? diye ince ince sorulacak sonra da bunları nerelere harcadın; hayırlara mı, yoksa günah ve şer yerlere mi? Bunların cevabı öyle kolay olmaz zannederim. İslâm dini, insanın mal kazanması ve zengin olmasına engel olmaz. Tam aksine, çalışıp çabalamayı, elinin emeğiyle geçinmeyi ve başkasına muhtaç duruma düşmemeyi tavsiye eder. Bütün bu konularda koyduğu tek prensip, malı ve mülkü helâl yollardan kazanmak, haram yollara sapmamak ve malın hakkını vermektir. Fakat sadece meşru yollardan kazanmakla iş bitmemekte, kazancın nereye ve nasıl sarf edildiğinin de bilinci içinde olunması gerekmektedir. Bunlar yerine getirildiği takdirde, kişinin Allah huzurunda hesap verebilmek için üzerine düşen asgarî şatlara uyduğu söylenebilir; istenilen de bundan ibarettir.
“Rızık mutlaka ama mutlaka helal ve temiz olmalıdır”
Bir Müslüman maişeti için maddî kazançta, dünyevî kazançta şu hususa son derece hassas davranması gerekir: Rızık mutlaka ama mutlaka helal ve temiz olmalıdır: Çünkü Mü'min bir kimse her şeyden önce helal ve temiz olan şeyleri tüketmek zorundadır. Nitekim ALLAH Teâlâ peygamberlere: 'Ey Peygamberler! Tertemiz ve helal olan şeylerden yeyin; salih ameller yapın. Ben sizin yaptıklarınızı hakkıyla bilmekteyim.' (Mü'minûn sûresi:51) Mü'minlere de: 'Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların tertemiz ve helal olanlarından yeyin, eğer siz yalnız ALLAH Teâlâ'ya kulluk ediyorsanız, O'na şükredin.' (Bakara sûresi:172) diye emirde bulunmuştur.
“Helal rızık için çalışmak, her Müslüman için farzdır.”
Ayet-i kerimelere göre, ta Hz. Âdem (A.S.)'den beri bütün peygamberlere ve dolayısıyla insanlara helal ve temiz şeylerin yenmesi emredilmiştir. Helal rızık için çalışmak, her Müslüman için farzdır. "Hakikaten bilsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur. Ve hakikaten çalışması da ileride yani kıyamet gününde mizanında görülecektir." (Necm sûresi:39-40) ayet-i kerimesinde de helal rızkın "ferdî emek"le elde edileceği ifade edilmiştir. Bütün peygamberlerin ellerinin emekleriyle geçindiğini ifade eden Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz de yukarıda kaydettiğimiz ayet-i kerimeleri açıklar mahiyette olmak üzere Mikdâm b. Ma'dikerb (R.A.)'den rivayete göre üzere şöyle buyurur: "Hiçbir kimse kendi elinin çalışmasını yemekten daha hayırlı bir yiyecek asla yememiştir. ALLAH Teâlâ'nın peygamberi Hz.Dâvud (A.S.) da kendi elinin emeğini yerdi." (Buhârî, Büyû:15) buyurdu.
“Sana verilenlerle ahiret yurdunu iste; ama dünyadan da nasibini unutma..."
Bazı ayet-i kerimelerde gerçekten âhireti hiç düşünmeden sadece dünyayı talep edenler kınanırken, diğer bazı ayet-i kerimelerde de hem dünya ve hem de âhireti talep edenler takdir edilir ve ayrıca bir âyet-i kerimede: "ALLAH'ın sana verdiğinden O'nun yolunda harcayarak ahiret yurdunu iste; ama dünyadan da nasibini unutma..." (Kasas sûresi:77) Karun gibi hazineler sahibi birinin şahsında yapılan bir öğütte dahi, âyet-i kerimede: "Dünyadan da nasibini unutma!" tavsiyesinde bulunması, İslâm'ın dünyaya ait çalışmaya ne kadar önem verdiğini gösteren bir nükte taşımaktadır. Bununla birlikte daha sonraki âyet-i kerimelerde, büsbütün dünyaya dalmanın getireceği felâketler de canlı bir şekilde gözler önüne serilerek, dünya ve ahireti dengeleyen mutedil bir yol tutulmasını tavsiye edilmektedir. Dünya ve âhireti beraberce talep etmeyi emreden ayet-i kerimelerden biri de şudur: "... İnsanlardan öyleleri var ki: Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver, derler. Böyle kimselerin ahiretten hiç nasibi yoktur. "Onlardan bir kısmı da: Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru! derler." (Bakara sûresi:200-201)
“Cuma vakti alış veriş haramdır”
Dinimiz bize helal ve temiz rızıkları kullanmamızı, haram yollara, haramlara başvurmamamızı, yeryüzünde bir çok helal ve geçim vasıtalarının bulunduğunu, yeryüzüne dağılıp ALLAH'ın lütfundan bunları istememizi emretmektedir. Meselâ Cuma günü, Cuma namazının ezanı okunduktan sonra, Cuma namazı bitinceye kadar alışveriş yapılmaz, dünya işleriyle meşgul olunmaz. Bu yasak, kendilerine Cuma namazı farz olan kimseler içindir. Bir İslâm şehrinde Cuma ezanı okununca bütün erkek Müslümanların alışverişi, ticareti, dünya işlerini bırakarak camilere gitmeleri gerekir. Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: "Ey İman edenler! Cuma günü namaz için çağrıldığınız zaman Hemen ALLAH'ı zikretmeye, cuma namazını kılmaya gidin. Alış verişi bırakın. Bu, bilirseniz sizin için çok hayırlıdır." (Cuma sûresi:9) Bir İslam şehrinin gerçekten bir İslam şehri olduğunu gösteren kıstaslar vardır. Bunlardan biri Cuma ezanı okunduğu vakit ticaretin durması ve erkeklerin Cuma namazı kılmak üzere camilerde toplanmasıdır. Bir başkası da kadınların tesettürlü olmasıdır. Cuma ezanı okunuyor... Caddeler, meydanlar, sokaklar insan dolu. Otobüsler, trenler, vapurlar, metrolar, otomobiller, taksiler, içleri insan dolu olduğu halde vızır vızır işliyor. Çarşılar, pazarlar, insan dolu... Dükkanlar, kahvehaneler, lokantalar, pastaneler, hanlar, pasajlar insan dolu... Bu şehir nasıl bir İslam şehridir. Cuma namazı kılınınca da, artık durulmayacak hemen yeryüzüne dağılınıp ALLAH'ın lütfundan helal ve temiz rızıklar istenecek. ALLAH Teâlâ şöyle buyurdu: "Cuma namazı kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve ALLAH'ın lütfundan isteyin. ALLAH'ı çok zikredin; umulur ki kurtuluşa erersiniz." (Cuma sûresi:10)
Ebu Seid (R.A.)'den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz şöyle buyurdu: "En faziletli amel helal kazançtır." (Münavi, Feyzul-Kadir,No:1238; 2/34) Abdullah b. Abbas (R.A.)'dan rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz şöyle buyurdu: "Helali aramak, taleb etmek cihattır. Muhakkak ki, ALLAH Teâlâ sanatkâr Mü'min kulunu sever." (Fevaid-i Muhammed b. Mihled, 1/27, No:26, Müsned-i Şihab, 1/83, No:82)
Müslüman helal kazanmalı, haram kazançtan sakınmalıdır
"Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin. Kendiniz bilip dururken, insanların mallarından bir kısmını, yalan yere yemin ve şahitlik gibi haram yollardan yemeniz için o malları hakimlere, reislere, yetkili idarecilere, mahkeme hakimlerine el altından vermeyin." Bu âyet-i kerimede işaret edilmek istenen mana, daha ziyade rüşvet ve çıkarcılıktır. Binaenaleyh aldatma ve dalavere ile elde edilen bütün kazançlar haramdır. Havle el-Ensariyye (R.A.)'den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu: "Birtakım adamlar vardır, ALLAH'ın mülkünden haksız bir surette mal elde etmeye girişirler. Halbuki bu, kıyamet günü onlara bir ateştir, başka değil."
Ebu Hureyre (R.A.)'den rivâyete göre, Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz: "İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o devirde kişi ele geçirdiği malı helâldan mı, yoksa haramdan mı kazandığına hiç aldırmayacak." (Buhârî, Büyû:7, 23; Nesâî, Büyû:2) Buyurdu. Esas mesele mal-para kazanmak değil, helal kazanmak olmalıdır. Haramda hayır yoktur, bereket yoktur. Midelerine girenlerin helal mi, haram mı olduğunu araştıranlar iman bakımından yükselirler. Kazançları-nın helalliğini düşünmeden dünyalık peşinde koşanlar ise önce mide fesadına uğrarlar, sonra da huzurları kaçar, manen yükselemez, alçalırlar. Ne ibadetlerinin,ne de yaptıkları iyiliklerin zevkine varabilirler.
Faizin her çeşidi haramdır
Bütün ihtilallerin, ictimâî fesadların, huzursuzlukların, ahlâksızlıkların temelinde "sen çalış ben yiyeyim" düşüncesi yatar, bunu da Faiz besler. Faiz atalet verir, çalışma şevkini söndürür. Müslümanlara mutlak bir zarardır. Dinin hükmü: Faiz haramdır! Hakkın yoktur; dönmeli! Dinlemeyen bu emri, yer bir sille. Daha müdhişini yemeden bu emri dinlemeli. Faiz şüphesi olan muamelelere, fetva vermemenin şu dünyevî faydası da gözden ırak tutulmamalıdır: Bu meselede vicdanen huzursuz olan mü'min, vicdanını huzura kavuşturacak müessese arayacak, nazariyat geliştirecek, maddî teşebbüste bulunacak, bu vâdide öncülük edenleri destekleyecektir. Bir kelime ile İslâmî tarzın arayışını devam ettirecektir. Karşısına çıkan iki müesseseden faiz endişesi daha az olan öbürünü tercih edecektir. ALLAH'a binler hamd, mü'minler fâiz mevzuunda bugüne kadar ihtiyat tavırlarını koruyabilmişler ve son zamanlarda kâr ve zarar ortaklığına dayanan yeni banka modellerinin fiiliyata geçmesine zemin hazırlamışlardır. Bu çeşit müesseselerin daha da gelişeceğini ümitle bekleyebiliriz.

Özellikle günümüzde faizi meşrulaştırmak için bilgiyi kötü yolda kullanmak isteyen kişiler; "istihlak/tüketim", "istihsal/üretim" faizi ayrımı yaparak dinimizin yasakladığı çeşidin istihlak/tüketim faizi olduğu iddiasında bulunuyorlar. Kur'an ve Sünnete bağlı iktisadi bir projeyi güncelleştiremeyen insanlar, müslümanları değil de yaşadıkları sistemi rehabilite etmek için bu tip fetvalar vermekten sakınmıyorlar. Halbuki ehil olan insanlar içtihadi faaliyette bulunup konuyla ilgili vahiy merkezli çözümler üretseler, mü'min insanlar da böyle bir harama düşmekten kurtulurlar. Kısacası: Sağlıklı fertlerden oluşan sağlıklı bir toplum oluşturmak isteyen Dinimiz, helal kazanca büyük bir önem vermiş ve her türlü haram kazanç yolunu yasaklamıştır.
Helal kazanç çabası insanı ibaten alıkoymamalı
Helal bir kazanç için insan gayret gösterirken hiçbir çaba onu: "Onlar, ne ticaret ne de alış-verişin kendilerini ALLAH'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.” Güçlü olup ve bu gücü ALLAH yolunda kullanmanın önemini mü'minler olarak kavramalıyız ve en büyük ticari kazancın da: "Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak ticareti size göstereyim mi? ALLAH'a ve Resûlüne inanır, mallarınızla ve canlarınızla ALLAH yolunda cihad edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. İşte bu takdirde O, sizin günahlarınızı bağışlar, sizi zemininden ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koyar. İşte en büyük kurtuluş budur. Seveceğiniz başka bir şey daha var: ALLAH'tan yardım ve yakın bir fetih. Müminleri bunlarla müjdele." (Saf sûresi:10-13)
Konferansın sonunda Mehmet Talu Hocamız, kitaplarını imzaladı. Kendilerine AGD Antalya Şube Sorumlusu Ramazan Düzen, bir tablo hediye etti.


Tarihi : 18.05.2010
Haber Grubu : Siyaset
Haber Arşivi : arşiv
Bu haber 94 kişi tarafından okunmuş, 0 kişiye tavsiye edilmiş ve 0 okur tarafından yorum eklenmiştir.

Yorum Ekle Tavsiye Et Yazdır Ana Sayfa
Konuyla İlgili Diğer Haberler
Döşemealtı’na AK Parti çıkarması
Hayırsever işadamı Mustafa Sak'a TBMM Üstün Hizmet Ödülü verildi
Otel ve stada yol yapımı Meclis’te
SHP Antalya Gençlik Meclisi’nden açıklama
Balıkçılara kesilen cezalar silinecek
Unakıtan'dan Çöllü'ye yanıt
Esnaf, Başkan Evcilmen’e konuk oldu
Toskay: “Yargı tarafsız olmalı, net kararlar vermeli”
“Lozan tarihimizin dönem noktası olmuştur”
Çöllü arkeolojik kazılara ayrılan ödeneği sordu
Gavraz Deresi’nin kuruması Meclis’te
Evcilmen: "Büyükşehir görevini kötüye kullanıyor"
Savunma ve uzay araştırmalarına 508 milyon YTL
Çöllü: "Batı Çevre Yolu için ödenek yetersiz"
Melli: “Bu olayı gerçekleştirenleri lanetle kınıyoruz”
Sapan'dan zabıtalara ilginç benzetme: “Türel’in güvenlik güçleri”
Sapan: “Türel yanlış yönlendirecek”
DYP yönetimine yeni simalar geliyor
Galip Akın: “Milletimiz en güçlü cevabı verecektir”
Antalya Valisi Yüksel’den Trazon Valisi’ne ziyaret
internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.
`Siyaset` Haber Grubuna Eklenmis En Son Haberler
CHP Muratpaşa esnafla buluşuyor
"Antalya önder olacak"
Belediye-İş’in yeni yönetimi ziyaret turunda
Gürcan: "Döşemealtı sahipsiz değildir"
Balık: "12 Eylül’de; 12 Eylüllere, 12 Eylülcülere HAYIR!"
“AKP’nin zehirli hapını yutmayın”
Başbakan Antalya’ya geliyor…
Akın’dan basına kutlama
Badak, 100. Yıl’ın iptalini sordu
Samani'den Akaydın'a: "Kime ‘Babalık’ yaptın?"
"Şimdi Saadet Zamanı..."
"12 Eylül'de 2 HAYIR Birden"
Türkiye Partisi tek yumruk oldu
Samani; “Herşeyin sahibi millettir”
"Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu"
"Akaydın, ‘Halkkart’ adıyla Antalyalıları soymaya çalışıyor"
Çöllü: "CHP iktidarında Türkiye denizciliğe gereken desteği verecek"
Günal’dan AKP’ye: Adaletli Olun!
"Önce bilgi sahibi sonra da fikir sahibi olun"
ÖDP: "Tarihimizle yüzleşelim"
""Malını nerden kazandın, nereye harcadın?"" Hakkındaki Yorumlar