İstanbul Üniversitesi (İÜ) İstanbul Araştırmaları Ana Bilim Dalı, 2010 Avrupa Kültür Başkenti kutlamaları kapsamında düzenlediği “Lezzet-i İstanbul Söyleşileri”nde, İstanbul’un 138 yıllık kahvecisi Kurukahveci Mehmet Efendi’yi konuk etti. 
İstanbul Üniversitesi’nin, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Proje’sine katkı sağlamak amacıyla düzenlediği seminere, 1871’den bu yana Türkiye ve dünyaya Türk kahvesini sevdiren Kurukahveci Mehmet Efendi firmasının temsilcisi Bülent Tepeçam konuşmacı olarak katıldı.
Toplantının açılış konuşmasını yapan İÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Gökçen, İstanbul Üniversitesi İstanbul Araştırmaları Anabilim Dalı’nın, İstanbul kenti adına önemli çalışmaları sürdürdüğüne dikkat çekti. İstanbul’un değerlerini günümüzde ayakta tutmaya çalışan ana bilim dalının, İstanbul kenti ve İstanbul Üniversitesi adına verdiği hizmetin gurur verici olduğunu söyledi. Kurukahveci Mehmet Efendi’nin bir İstanbul geleneği yaratmayı başardığını belirten Gökçen, 1871’den beri bir müessesenin ayakta kalabilmesinin Türkiye açısından önemli olduğunu kaydetti.
Kurukahveci Mehmet Efendi kurumu adına konuşan Bülent Tepeçam ise 138 yıllık geçmişe sahip Kurukahveci Mehmet Efendi’nin tarihçesini anlattı. Tepeçam, ünlü kahvecinin öyküsünü şöyle anlattı:
“1857’de Fatih’te doğan Mehmet Efendi, Süleymaniye Medresesi’nde eğitim gördükten sonra babasının dükkanında çalışmaya başladı.1871 yılında işin başına geçen Mehmet Efendi, çiğ kahveyi kavurup dibeklerde öğüterek müşterilerine hazır olarak satmaya başladı. Böylece Eminönü’ndeki Tahmis Sokak’ta taze kavrulmuş, mis gibi kahvenin kokusu da çevreye yayıldı. Kahveyi öğüterek ilk kez hazır olarak kahve severlere sunan Mehmet Efendi, bu yenilik ve müşterilerine sağladığı kolaylıkla kısa sürede tanınarak ‘Kurukahveci Mehmet Efendi’ diye anılmaya başladı.“
Türk kahvesini katıldıkları uluslararası fuarlarda ve toplantılarda en iyi şekilde tanıtmaya çalıştıklarını belirten Tepeçam, Türk kahvesinin Türkiye’nin tanıtımı açısından önemli bir görevinin olduğunu belirtti.
Söyleşinin ardından İÜ İstanbul Araştırmaları Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Ahmet Kalay, Bülent Tepeçam’a katılımından dolayı teşekkür belgesi verdi. Söyleşi, Kurukahveci Mehmet Efendi’nin katılanlara meşhur Türk kahvesini ikramıyla son buldu.
Türk kahvesinin öyküsü
Kanuni Sultan Süleyman’ın Yemen Valisi olan Özdemir Paşa’nın saraya kahveyi kabul ettirmesiyle, kahvenin Türk kültüründeki serüveni başladı. 1615’te Venedik tacirleri hayran kaldıkları bu lezzeti Türkiye’den ülkelerine götürdüler. 1644’te Marsilya’ya ilk kahve ihraç edildi. 1699’da Osmanlı Sefiri Hoşsohbet Nüktedan Süleyman Ağa’nın kahve davetleriyle Paris sosyetesi, Türk kahvesiyle tanıştı. Viyana ise Türk kahvesini ilk kez 1683’te şehrin Osmanlı ordularınca kuşatılmasından hemen sonra tattı.
Kahve ve kahvehane kültürü dünyaya Türkiye’den yayıldı. Bugün dünyada farklı tarzlarda sunulan kahvenin kökeninin Türk kahvesi olduğu belirtiliyor. Önceleri çiğ tane olarak alınıp tavalarda kavrulan, dibeklerde dövülen ya da el değirmenlerinde çekilen kahveyi hazırlamak, bu güzel tadı damaklarda hissedebilmek, hayli yorucu ve zaman alıcı bir çaba gerektiriyordu. Kuru Kahveci Mehmet Efendi, kahveyi ilk kez dolaplarda kavurup değirmende öğüterek toplu üretimi başlamıştı. Kurduğu işletme, 1871 den bu yana aynı hizmeti veriyor. Kurukahveci Mehmet Efendi’nin üç oğlu olan Hasan, Hulusi ve Ahmet beylerden sonra günümüzde torunları, dedelerinin adını ve işletmesini yaşatmaya devam ediyorlar.
Oğuzcan Yazar- İstanbul