Türkiye´de ilki gerçekleştirilen ´1. Ulusal Alkol ve Madde Bağımlılığı Kongresi´ nde Türkiye´nin ruh sağlığının tehlikede olduğu belirtildi. 
Kongre dolayısıyla yapılan konuşmalarda dünyada uyuşturucunun yüzde 80´nin Afganistan kaynaklı olduğu vurgulanarak, uyuşturucu geçiş yolunun da Türkiye olduğuna dikkat çekildi.
Türkiye´de birincisi yapılan Ulusal Alkol ve Madde Bağımlılığı Kongresi´, Antalya Porto Bello Hotel´de başladı. Kongrenin açılışında konuşan Kongre Başkanı Doç. Dr. Nesrin Dilbaz, bu kongrenin ulusal ruh sağlığı projesinin temellerini oluşturacağını söyledi. Ruhsal yönden toplumda bir dalgalanma olduğuna dikkat çeken Dilbaz, bu dalgalanmanın sorumlusunun da medya olduğun ileri sürdü. Dilbaz, Ruh sağlığının 1993- 2003 yılları arasında Milli Güvenlik Kurulu kararıyla ve 19 kurumun ortak çalışmasıyla ulusal bir strateji haline geldiğini ifade etti.
Kongrede konuşan Sağlık Bakanlı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü´nden Bekir Keskinkılıç da ruh sağlığında tedavinin en son süreç olduğunu vurgulayarak, önemli olanın ruh sağlığı hizmeti olduğunu kaydetti. Türkiye´deki 5 akıl ve ruh sağlığı hastanesinin yetersiz olduğunu ileri süren Keskinkılıç, ´Bunların en yenisi 21 yıllık. Bu alanda büyük boşluk var´ dedi. En uzun süreli kalan hastanın Bakırköy´de olduğunu bildiren Keskinkılıç, burada 50 yıllık bir hasta olduğunu söyledi. Dünyadaki uyuşturucu kaynağının yüzde 80´nin Afganistan olduğunu açıklayan Keskinkılıç, ´Geçiş yolu da maalesef biziz´ diye konuştu. İstanbul´da Halk Ekmek Fabrikasında ekmeklerin arasından bile uyuşturucu çıktığına dikkat çeken Keskinkılıç, ´Oldukça büyük tehdit altındayız´ şeklinde konuştu. Keskinkılıç, on yıl önce Yüksek Sağlık Şurası´nda karar alınmasına rağmen tedavi için hala Methadon´ un kullanılmadığından yakındı.
Kongrenin diğer bir konuşmacısı Milli Eğitim Bakanlığı Sağlık İşleri Dairesi´nden Uzman Dr. Tanju Yılmazer, bağımlılığın çok boyutlu bir konu olduğunu öne sürdü. Bu yüzden çok boyutlu ve bütüncül yaklaşılması gerektiğini kaydeden Yılmazer, şöyle devam etti: ´AB´ye aday ülkelerden Malta, Kıbrıs ve Türkiye´nin bu konuda belli bir stratejisi yok. Verilerde bağımlı sayısı farklı olmasına rağmen büyük şehirlerde çok daha yaygın. Toplumda uyuşturucuyla mücadelede büyük bir bilgi eksikliği var.´ Eğitimin de mücadelenin bir parçası olduğunu ifade eden Yılmazer, alkollü yerlerin okullara mesafesinin en az100 metre olması gerektiğini hatırlatarak, ´Buna ne kadar uyulduğu tartışılır´ dedi.
Sağlık Bakanlığı Ruh Sağlığı Dairesi´nden Toker Ergüder, uyuşturucuyla mücadelenin anayasal bir zorunluluk olduğunu belirterek, yapılan yeni çalışmalar hakkında bilgi verdi. 2003 yılında ruh sağlığı envanterinin çıkarılması için çalışam başlatıldığını anlatan Ergüder, ´Nisan 2004 tarihinde Bakanlığa sunulacak, Mayıs´ta da deklare edilecek´ açıklamasında bulundu. Ruh sağlığı ile ilgili Jandarma Genel Komutanlığı Bölgesindeki okullarda eğitim faaliyetine başlandığını aktaran Ergüder, bunun gittikçe yaygın hale getirileceğini söyledi. Ergüder, ayrıca ,pratisyen hekimlere de ruh sağlığı ile ilgili eğitimler verildiğini, şizofren hastalar için toplum tabanlı ruh hastalığı sağlık hizmetleri geliştirme projesine AB´den destek isteyeceklerini sözlerine ilave etti. Kongre, 14 mart 2004 günü sona erecek.
cihan