Kamu sektörünün, ülkemizdeki yapılı çevre için ürettiklerinin özel sektörün yaptıkları karşısında varlık gösteremeyişi, 3 yıldır Kamu ve Özel Sektör kategorilerinde verilmekte olan İşveren Ödülleri’nin geçtiğimiz günlerde tamamlanan süreci içinde bir kez daha gözler önüne serildi. 
Dünya’da ilk kez 1967 yılında Avusturya’da verilen ve sonrasında özellikle Avrupa ülkelerinde yaygınlaşan işveren ödülü, 2005 yılından itibaren Arkitera Mimarlık Merkezi tarafından Türkiye’de de veriliyor. Ödül’ün temel amacı, nitelikli mimari uygulamaların ortaya çıkarılmasına destek olan işverenleri onurlandırmak, işverenin, kaliteli mimari üretimdeki önemini vurgulamak ve yatırımcıları nitelikli binalar inşa etmeye teşvik etmek. Ödül’ün Özel Sektör ve Kamu olmak üzere iki kategoride veriliyor olması, ülkemizdeki nitelikli yapı üretimine katkıda bulunan aktörler arasındaki ağırlık dağılımlarının gözlenmesine olanak sağlıyor.
Örnek olarak, inşası kamunun sorumluluğunda bulunan eğitim, sağlık ve altyapı yapıları arasından yalnız eğitim yapılarının bugüne kadar yapılan ödül değerlendirilmelerine katılmış olması başlı başına ilgi çekici bir detay. Buradan çıkarılacak en basit sonuç, gerçekleştirilen sağlık ve altyapı yatırımlarında, mimarlığın ek bir değer ifade edebileceği gerçeğinin tamamen yadsındığı olabilir. Değerlendirilmeye katılan eğitim yapıları arasında ödüle layık görülenlerin Özel Sektör tarafından gerçekleştirilmiş olması ise özellikle dikkat çekici. 2005 yılındaki ilk İşveren Ödülü’nün sahibi Özel Sektör kategorisinde, bir üniversite kampüsü kadar nitelikli bir lise yapısı olan TED Ankara Koleji Yerleşkesi ile TED Ankara Koleji Vakfı’nın olmuştu. 2007 yılında ise yine bir özel eğitim yapısı, Elginkan Holding’e ait Elginkan Lisesi, ödülün sahibi oldu. Ödül’ün Seçici Kurulu, eğitim yapılarının yeni kuşaklara nitelikli fiziksel çevre kültürünün aktarılmasına doğrudan katkı sağlayacağına inandığını da ayrıca belirtmek ihtiyacını duyarken, Milli Eğitim Bakanlığı yıllardır çeşitli mecralarda eleştirilmesine rağmen tip projeler üzerinden proje ihalesi yöntemiyle okullar yapmaya devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın tip projelerle olan birlikteliği öylesine kabullenilmiş ki, bir birey eğitime katkıda bulunmak amacıyla bir bağış yaptığı zaman bile bu çerçeveden çıkmanın mümkün olmadığı 2008 İşveren Ödülü değerlendirmesinde ortaya çıkan bir başka veri.
Kamu işverenleri arasında büyük bir paya sahip olan belediyelerin projelerinde de aynı tip proje yaklaşımı, uygulanan tek tip imar yönetmelikleri ve yapılaşma düzeninde tekdüzeliğe dayanan plan hükümlerinde devamlılık arzediyor. Belediyelerin mimarlık dünyasıyla nadiren kurdukları olumlu ilişkilerin, meydan düzenleme projelerinde olduğu yine İşveren Ödülü sonuçlarından anlaşılıyor. 3 senede verilen 3 Kamu kategorisi ödülünün de sahipleri birer meydan düzenlemesi projesi. Sırasıyla İzmir Konak Meydanı, Hıdırbey Köy Meydanı ve Datça Cumhuriyet Meydanı, Kamu kategorisinde ödülün sahibi oldular. Bu projelerin işveren belediyelerine baktığımızda ise ilgi çekici başka bir nokta, hepsinin CHP’li belediyeler olduğu noktası aydınlanıyor.