Orman Mühendisleri Odası (OMO) Genel Başkanı Ali Küçükaydın, orman yangınlarıyla mücadele eden işçilerin komando askeri gibi sürekli zinde ve genç olması gerektiğini, yeni organizasyonda bunun dikkate alınmasının iyi olacağını söyledi. 
Türkiye'de orman yangınları konusunda uzmanlıklarıyla tanınan İstanbul Üniversitesi (İÜ) Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ali Küçükosmanoğlu, Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Musa Genç, Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Çevre Sorunları Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Bilgili, OMO Genel Başkanı Ali Küçükaydın ile Batı Akdeniz Ormancılık Araştırma Merkezi Müdürlüğü yetkililerinden oluşan Orman Yangınlarıyla Mücadele Komisyonu, Antalya'nın Serik ve Manavgat ilçeleri arasındaki yanan orman alanında incelemelerde bulundu.
OMO Genel Başkanı Küçükaydın, incelemelerin ardından, Antalya Orman Bölge Müdürlüğünde düzenlenen komisyon toplantısı öncesinde,bilgi verdi.
Orman yangınlarıyla mücadelede ortaya çıkan eksiklikler ve diğer sorunları masaya yatıracaklarını belirten Küçükaydın, rapor hazırlayarak hükümete sunacaklarını söyledi.
Küçükaydın, Akdeniz Bölgesi'nin yangın kuşağında bulunduğunu, bunun da başlı başına sorun olduğunu ifade etti.
Kamuoyunun ormanlara ilgisinin yalnızca büyük yangınlarda gündeme geldiğini belirten Küçükaydın, şöyle konuştu:
''Ülkemizin sosyoekonomik yapısını, kırsal kesimini yangınlarla bir araya getirdiğinizde bu, sorunu daha da katmerleştiriyor. Bu sorunları büyük bir yangında medyada veya kamuoyunda gergin bir ortamda tartışmaya çalışıyoruz. Bu tartışmayı büyük yangınların olduğu zamanda değil de geniş zamanda bilim adamlarımızı alarak tartışmalıyız. Bu yangında bize deneyim kazandıracak fırsatlar var.
Bu yangınlar, Türkiye bu kuşakta, bu coğrafyada olduğu sürece olacak. En güçlü organizasyonları, en güçlü teknolojileri de kullansanız bu yangınların önüne geçemezsiniz. Ancak yangınlardaki zararı en aza indirme konusunda bazı mücadele yöntemleri var. Orman teşkilatı bu mücadeleyi veriyor.''
İşin uzmanı bilim adamlarıyla deneyimli ve emekli olmuş ormancıların katılımıyla komisyon oluşturulduğunu, araziyi yerinde gördüklerini belirten Küçükaydın, ''Antalya'daki orman yangını tam bir felaket. Yangınlar belli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra mücadele gerçekten çok zor. Özellikle bu iklim kuşağında daha zor'' dedi.
Orman yangınlarıyla cansiparane mücadele edildiğini vurgulayan Küçükaydın, ''Mücadeleniz ne kadar anlı şanlı, organizasyonlar ne kadar başarılı olursa olsun kendinizi sürekli yenilemek zorundasınız'' diye konuştu.
Ormancıların asıl işinin bundan sonra başlayacağını kaydeden Küçükaydın, orman emvalinin çok kısa sürede ormandan çıkarılarak sahanın boşaltılması gerektiğini bildirdi.
Küçükaydın, yanan alanın temizlenmesi için 50-60 mühendisin de yer aldığı ekibin yoğun çalışacağı sürecin başladığına işaret etti.
Küçükaydın, şöyle devam etti:
''Akdeniz iklim kuşağında böyle büyük orman yangınları her zaman görülebilir. Orman yangınlarıyla mücadelede eksikliğin olmaması mümkün değil. Her büyük yangın çok yoğun organizasyonlar gerektiriyor. Elbette karmaşa, eksiklik yaşanır. Bu eksiklikleri de ortaya koyacağız. Bir hafta içinde rapor çıkacak. Raporda önerilerimiz de yer alacak.''
Orman yangınlarını söndürme işini yöreyi tanıyan ormancı bir yangın amirinin organize etmesinin önemine dikkati çeken Küçükaydın, yangın bölgesine gelen valiler veya kaymakamların yangın amiri gibi davranmalarının söndürme çalışmalarında zafiyete neden olduğunu söyledi.
Ali Küçükaydın, orman yangınlarıyla mücadelede işçilerin daha genç olması gerektiğini söyledi.
Orman teşkilatının '''zımba gibi, komando gibi'' olması gerektiğini ifade eden Küçükaydın, şunları kaydetti:
''Tabii ki işçilerimiz daha da gençleştirilmeli. Yangın söndürme işçilerine baktığınızda belli yaşın üzerindeki işçi sayısı çok fazla görülüyor. 35-40 yaşından sonra bu işçiden verim alamazsınız. Cephede alevlerle mücadele edecek işçi zinde ve genç olmalı. Yanan araziyi gördük. O araziye tırmanmak başlı başına bir sorun. Orman yangınlarıyla mücadele eden işçiler komando askeri gibi sürekli zinde ve genç olmalı.''
-''YAPILMASI GEREKEN HER ŞEY YAPILMIŞ''-
İÜ Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ali Küçükosmanoğlu da orman yangınlarında ilk müdahalenin çok önemli olduğunu vurguladı.
Bu tür yangınların gelecekte de olacağını ifade eden Küçükosmanoğlu, şunları söyledi:
''Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü bölgelerde orman yangınları önemli bir sorundur. Orman teşkilatı bu konularda gerekeni yapıyor. Yangının büyüme nedenleri çok çeşitlidir. Antalya'daki ormanda yanıcı madde ve topoğrafya yanmaya çok müsait. Büyük yangınlarla mücadele etmek son derece zor ve riskli bir konudur. Bu hava ve arazi şartlarında meslektaşlarımız cansiparane çalışmıştır. Antalya yangınında ormancılar yapılması gereken her şeyi yapmışlar.''
Orman yangınlarını söndürme organizasyonunun başarısının yanan alanın boyutuyla ölçüldüğünü ifade eden Küçükosmanoğlu, ''Orman yangınlarıyla mücadelede iyi durumdayız. Ancak yerden müdahale yöntemleri yanında havadan mücadele yöntemi daha etkin kullanılsaydı bu yangını söndürmekte başarılı olabilir miydik? Hayır'' diye konuştu.
Uçak ve helikopterlerin özellikle yangın riski olan bölgelerde yeterli miktarlarda alçalmalarının, sıvı ve kimyasal maddeleri atmalarının çok zor olduğunu belirten Küçükosmanoğlu, şunları kaydetti:
''Yangın büyüdükçe alevlerle mücadele etmek zorlaşır. Teknolojileri, olanakları bizden daha iyi olan ülkelerde bile günlerce devam eden yangınlar var. Hatta bazı gelişmiş ülkelerde 1, 1.5 ay devam eden yangınlar söz konusu. Bu tür yangınlarla mücadele çok zor. Özellikle Antalya'daki yangında yapılabilecek her şey yapılmıştır. Hatta meslektaşlarımız alevlerin üzerine ölümüne gitmiş.''
-''BİRÇOK ŞEYİ KENDİ KAYNAKLARIMIZDAN KARŞILAYABİLİRİZ''-
SDÜ Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Musa Genç de Türkiye'nin 12 bin bitki türüyle dünyanın en zengin coğrafyalarından biri olduğuna dikkati çekti.
Prof. Dr. Genç, şöyle devam etti:
''Bu coğrafyada ve Türkiye'nin hemen her yanında yeniden yapılacak ormanlaştırma çalışmalarında yabancı tür seçimine gitmek çok zor şartlarda başvurabileceğimiz bir metot olabilir. Yetişmiş eleman zenginliği ve bu elemanların kullanacağı bitki çeşitliliği bakımından da son derece zengin bir ülkeyiz. Birçok şeyi kendi kaynaklarımızdan karşılayabiliriz. Bu yangın alanında da benzer çalışmalar yapılacak. Yeniden ormanlaştırma çalışmalarında özellikle yörenin endemik türleri ağırlıklı olarak göz önünde bulundurularak, yeniden doğaya kazandırılması yönünde çalışmalar yapılacak. Sadece insan gücünden değil doğal elemanlardan, gerekirse yaban hayvanlarından faydalanacağız.''
KTÜ Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Bilgili ise Manavgat'taki orman yangınının ''rekor bir yangın'' olduğunu ifade etti.
Bilgili, ''Buradaki, yangın her yönüyle araştırılması gereken bir yangındır. Eminim ki bilim insanları olarak bizler ve uygulayıcı olarak meslektaşlarımız bundan çok önemli dersler çıkaracaklardır'' dedi.
AÜ Çevre Sorunları Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Tuncay Neyişçi de yanan orman alanlarında yangına dayanıklı ağaç türlerini tespit ederek ormanlaştırma çalışmalarına yeni bir ivme kazandırmak istediklerini kaydetti.
Prof. Dr. Neyişçi, şöyle konuştu:
''Yeni ormanlaştırma çalışmalarında bu ilke uygulanacak. Orman Genel Müdürlüğü yetkilileri de bu konudaki niyetlerini söylediler: Yangına dayanıklı ve yanma riski daha düşük ormanlar kurmak. Zakkum, güç yanan ağaç türlerinden. Bölgemizin önemli tipik ağaçlarından servi, kültürümüze de girmiş bir ağaç türü. Uygun koşullarda ve belirli sıklıklarda dikildiği zaman bu türler rüzgara ve yangına dayanıklı ormanlar kurulmasında son derece yardımcı türler. Servi ve zakkum hem daha zor hem de daha az enerji çıkararak yanar.''